erdogan-deas-in-oldurdugu-insan-da-pkk-nin-oldurdugu-insan-degil-mi

Erdoğan: DEAŞ’ın öldürdüğü insan da PKK’nın öldürdüğü insan değil mi

Lastik fabrikası açılışı için Çankırı’ya giden Erdoğan, belediyenin önünden halka seslenirken özetle şu mesajları verdi:

GİRDABA DÖNÜŞMEYE MAHKÛM
“Suriye meselesi doğru şekilde ele alınmadıkça giderek büyümeye, dünyayı içine alan girdaba dönüşmeye mahkûmdur. Devlet terörü estiren bir kişinin arkasına dünyanın bazı ülkeleri takılıyor, destek veriyorsa bunlar da o teröre destek vermekle tarihin affedemeyeceği ülkeler haline gelirler. Bu gerçeği kabul etmeden Suriye’ye yapılan her müdahale önce o müdahaleyi yapanları sıkıntıya sokar. Bölgede etkinlik kurma yarışında olan ülkelerin bu gerçeği anlayacağına inanıyorum. Açık söylüyorum Türkiye için PKK ve onun uzantıları olan PYD, YPG, DHKP-C, DEAŞ’ın hiçbir farkı yoktur. Birinin eylemine kayıtsız kalıp diğerinin eylemine sesini yükselten kim varsa terörün safındadır demektir.

ADETA KIRK TAKLA ATIYORLAR
Ülkemizde, PKK terörünün şehit ettiği güvenlik görevlilerimizi, katlettiği insanlarımızı görmezden gelen bir kesim var. Bunlar, PKK’yı ve örgütün güdümündeki diğer yapıları, onların mensuplarını parlatmak için, adeta kırk takla atıyorlar. Aynı şekilde DHKP-C’nin eylemlerini, örgütün faaliyetlerini adeta sempatiyle karşılayanlar olduğunu görüyoruz. ‘Benim teröristim iyi senin teröristin kötü’ anlayışı en ez terör kadar tehlikelidir. DEAŞ’ın Suruç’ta patlattığı bombayla PKK’nın Gaziantep’te patlattığı bomba arasında ne fark var? DEAŞ’ın bombalarıyla ölenler insan da PKK’nın bombalarıyla, roketleriyle, silahlarıyla ölenler insan değil mi?

TERÖRLE AYNI SAFTA YER ALIYORLAR
Türkiye tüm terör örgütlerine karşı samimi bir mücadele verirken olaylardan devleti, hükümeti ve hatta şahsımı sorumlu tutanlar doğrudan terör örgütleriyle aynı safta yer aldıklarını bilmelidirler. Biz bu çabaların gerisindeki niyeti gayet iyi biliyoruz. Milletimizin birliğinden kardeşlik ikliminin yerleşmesinden rahatsız olanlar umutlarını teröre bağlamış durumdalar. Terör kartını ortaya sürdüler ama başaramayacaklar. Yan gelip yatarak, Terör örgütü mensubu olarak, elinde silahla işsize iş bulunmuyor. Niye Güneydoğu’ya yatırımcı gitmiyor. Keyfinden mi, yok. Gidiyorlar fabrikasını yakıyorlar. Biz devlet olarak takip edeceğiz ama bölge halkı da bunun hesabını sormalı, onları yalnızlığa mahkûm etmelidir. Bu sıkıntıları birlikte atlatacağız. Çankırı’da 74 projenin açılışını yapacaktık, ancak son gelişmeler sebebiyle açılış programını iptal ettik. Terörle, kanla bu ülkede işbaşına gelmek isteyenlere siz demokratik yoldan 1 Kasım’da en güzel cevabı vereceğinize inanıyorum. Zira bizim yolumuz kan yolu değildir, bizim yolumuz şiddet yolu değildir.

FAİLLER BUGÜN YARIN ÇIKARILACAK
Son terör eyleminde 97 vatandaşımız maalesef acımasızca, vahşice öldürüldü. Faillerini bugün yarın çıkaracağız. Terörün iyisi kötüsü olmaz. Terörün tamamı kötüdür. Bunları tespit etmek suretiyle gereği yapılacaktır. Canlı bomba olarak ölenler öldü gitti ama bunların arkasında kim var, mesele onları çıkarmak. Şimdi onları çıkaracağız.”

 

KAVUN İKRAMI
Cumhurbaşkanı RECEP TAYYİP ERDOĞAN, Çankırı’da yol kenarında gördüğü kavun satıcısı ile sohbet etti ve kavun satın aldı. Germece köyü girişinde satıcı Osman Kaya’nın dilimleyerek verdiği kavunu Erdoğan, yanındaki basın mensupları, korumalar ve protokol üyelerine de ikram etti. Erdoğan, daha sonra kavun satın aldı. Bu arada bazı vatandaşların taşıdığı sigara paketini alarak bu alışkanlığı bırakma sözü verdiren Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, isimlerini de not ettirdi.

tarifeli-gelmisler

Tarifeli gelmişler

Bir dizi ziyaret ve temas için Türkiye’ye gelen ve mütevazı kişiliğiyle bilinen Finlandiya Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö, uçağın business bölümünde uçtu ancak zaman zaman ekonomi sınıfına geçerek gazetecilerle sohbet etti. Bu sırada çekilen bir fotoğraf, dün sosyal medyada yayıldı. Finlandiya Cumhurbaşkanlığı yetkililerinin, Türkiye seyahati öncesinde THY ile temasa geçtiği ve 30 kişilik ekip için uçak bileti satın aldığı öğrenildi.

Aralarında Cumhurbaşkanı Sauli Niinistö’nün de bulunduğu 11 kişiye business sınıf bileti alınırken, kalanlar yer kalmadığı için ekonomi sınıfında uçtu.

Finlandiya Hava Kuvvetleri’nin envanterinde 3 adet Learjet35 tipi özel jet bulunuyor.

Kısa ve orta menzilde kullanılabilen uçağın koltuk kapasitesi 8. Bu tür kalabalık uçuşlarda ise havayolları tercih ediliyor.

1990’lı yılların sonunda Finlandiya Havayolları Finnair Helsinki-İstanbul uçuşlarını durdurmuştu. Şirket, bazı yıllar Antalya gibi tatil noktalarına charter veya dönemsel tarifeli seferler yapıyor.

sehit-polisin-cenazesi-memleketine-gonderildi

Şehit polisin cenazesi memleketine gönderildi

Milli Egemenlik Caddesi üzerinde dün takip edilen 2 PKK’lı terörist ile polis arasında çatışma çıktı. Çatışmada 1 PKK’lı ölü, 1 PKK’lı yaralı ele geçirilirken Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli polis memuru Yusuf Diri şehit oldu. Bugün şehit polis Diri için Van Jandarma Filo Komutanlığı’nda tören düzenlendi.

 

 

Törene Van Valisi İbrahim Taşyapan, AK Parti Van Milletvekili Adayı ve eski Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, Van Milletvekili Burhan Kayatürk, İl Jandarma Komutanı Albay Yücel Uğur, Emniyet Müdürü Mahmut Karaaslan, şehidin ailesi, polis ve askerler katıldı. Tören öncesi gözyaşı döken aileyi Vali Taşyapan teselli etmeye çalıştı.

 

”BABAMI NEDEN GÖTÜRÜYORLAR”

Şehitler için saygı duruşunun ardından şehit polis memuru Diri’nin özgeçmişi okundu. Daha sonra İl Müftüsü dua yaptırdı. Duanın ardından Şehit Diri’nin Türk bayrağına sarılı tabutu polislerin omuzunda Türk Hava Kuvvetleri’ne ait uçağa taşındı.

 

Bu sırada şehidin 3.5 yaşındaki kızı Nursima Diri’nin, “Babamı neden oraya götürüyorlar” demesi yürekleri burktu. Şehidin eşi Ayşe ve çevredekiler elinde şeker olan Nursima’nın sözleri karşısında gözyaşlarına boğuldu. Şehit polis memuru Diri’nin cenazesi uçakla memleketi Niğde’ye gönderildi.

 

CENAZE UÇAKLA NEVŞEHİR’E GETİRİLDİ

Van’da düzenlenen törenin ardından şehit polis memuru Yusuf Diri’nin cenazesi uçakla Kapadokya Havalimanı’na getirildi. Şehidin Türk Bayrağı’na sarılı tabutu, askerlerin omuzlarında uçaktan indirildi. Uçakla birlikte şehidin eşi Ayşe ile kızı Nursima da Nevşehir’e geldi.

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından şehit polis Yusuf Diri’nin cenazesi, cenaze aracına konularak karayoluyla memleketi Niğde’nin Altunhisar İlçesi Yakacık Köyü’ne gönderildi. Törene Nevşehir Valisi Mehmet Ceylan, MHP Nevşehir Milletvekili Mehmet Varol, Nevşehir Garnizon Komutanı Jandarma Kıdemli Albay Metin Alkaya, Nevşehir Emniyet Müdürü Metin Kalayoğlu, Niğde Emniyet Müdürü Ali Kemal Kurt, Gülşehir Kaymakamı Murat Ertekin, Gülşehir Belediye Başkanı Vahdi Arısoy ve şehidin yakınları ile birlikte askeri ve sivil erkan katıldı.

  

 

 

 

tcdd-den-24-saat-sonra-idil-guneyi-aciklamasi

TCDD’den 24 saat sonra İdil Güneyi açıklaması

CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, Ankara saldırısında hayatını kaybeden TCDD personeli İdil Güneyi için, kurum önünde tören yapılmamasını eleştirmişti.

TEKİN’DEN ‘İZİN VERİLMEDİ’ İDDİASI

Tekin’in iddiasının basına yansımasından 24 saat TCDD’den açıklama geldi. Güneyi için kurum önünde tören yapılmasını “önerildiği” kaydedilen TCDD açıklamasında, şöyle denildi;
“Teşekkülümüz personeli İdil Güneyi ve Ali Kitapçı’ nın cenaze törenlerinin nasıl gerçekleştirileceği hususunda 11.10.2015 Pazar günü üyesi oldukları sendika yetkilileri ile gerçekleştirilen toplantıda, cenazelerin kurum önüne getirilerek tören yapılması önerilmiştir. Sendika yetkilileri ise veda töreninin Şube Başkanlıkları önünde yapılmasını istemişlerdir. Ancak, cenazeler Adli Tıp morgundan teslim alınamadığından her iki tören gerçekleştirilememiştir. Bilahere Karşıyaka Mezarlığında gerçekleştirilen defin törenine personelimizin katılabilmesi için her türlü kolaylık sağlanmış, İdil Güneyi’ nin cenaze törenine başta Genel Müdürümüz olmak üzere yöneticilerimiz ve çok sayıda çalışanımız katılmıştır”.

Açıklamada, cenaze törenine “herhangi bir engelleme söz konusu olmadığı” da vurgulandı.

Saldırı kurbanlarının ailelerine taziye ziyaretinde bulunan CHP Genel Sekreteri Gürsel Tekin, çalışma arkadaşlarının patlamada yaşamını yitiren İdil Güneyi anısına ‘tören’ yapmak istemelerine TCDD’nin izin vermediğini belirterek, “Gözyaşlarımızın rengi aynıdır, diyen bu insanın yaşamına saygınız yok bari ölüsüne saygı gösterseydiniz” diye tepki göstermişti.

Gürsel Tekin,  “İdil Güneyi bir TCDD çalışanı. Arkadaşları bir anma töreni yapmak istemiş. Kurum izin vermemiş. Bunun ne gerekçesi olabilir? İnanamıyorum gerçekten. Yaşamına saygınız yoksa bari ölüsüne saygı gösterseydiniz” demişti.

 

tugrul-turkes-boyle-bir-seyi-soylemis-olmak-icin-delirmis-olmam-gerekir

Tuğrul Türkeş: Böyle bir şeyi söylemiş olmak için delirmiş olmam gerekir

“SOKAKTAKİ İNSANLARI POLİS ÇEVİRİP ARASA…”

Saldırının, miting alanında değil Ankara Garı’nın önünde olduğuna dikkat çeken Türkeş, “Orada sadece mitinge gelenler değil, Gar’a gelip giden insanlar da vardı. Sokaktaki insanları polis çevirip üstünü arasa, niye arıyorsun derlerdi” diye konuştu.

Ankara’daki saldırıda 97 kişinin öldüğünü, bunun “azımsanacak bir şey olmadığını” vurgulayan Türkeş, “Bu, Türkiye’ye karşı gerçekleştirilmiş topyekün bir terör saldırısıdır” dedi.

“SORUŞTURMA YAPILIYOR. GÜVENLİK ZAFİYETİ VARSA DEVLET ÜZERİNE GİDER”

Olay hakkında soruşturmanın devam ettiğini de hatırlatan Türkeş, “Eğer bir güvenlik zafiyeti varsa, tabi ki devlet bunun üzerine gider. Aksi halde daha bu soruşturmalar tamamlanmadan “kimsenin suçu yoktur” demesi için bir adamın delirmiş olması gerekir” diye konuştu.

AA HABERİ ŞÖYLE GEÇMİŞTİ

Türkeş, dün AA’nın editör masasına konuk olmuş, Ankara saldırısı konusundaki soruları yanıtlamıştı. AA haberinde Türkeş’in açıklamalarının ilgili bölümü şöyle yer almıştı:
“Olayda ihmal var mı? Şu anda bu çok yönlü olarak araştırılıyor ama orada bir güvenlik tedbirinin alınmaması bir zafiyet değildir. Bir an için düşünün ki, orada miting yapılacak alandan 2-3 kilometre uzakta, insanlar otobüslerden, trenden, kitle taşıma araçlarından inip oradan meydana doğru hareket ediyorlar. Gardan gelip başka işler için şehre giden insanlar da var. Nasıl bir güvenlik tedbiri alabilirsiniz? Sadece devlet miting alanına giriş ve çıkışları kontrol edebilir. Onun haricindeki yollarda serbest dolaşım her zaman olduğu gibi yapılıyordu. Konuşmalara bakıyorum, ‘Orada hiç kimse yoktu güvenlik güçleri’ diye altını çizerek bazıları söylüyorlar. Peki güvenlik güçleri olsaydı o zaman da ‘Burada bu güvenlik güçlerinin işi ne’ diye tepki olacaktı,belki de ondan itiş, kakış olacaktı. Tren garının karşısındaki alan hem serbest trafiğin aktığı hem de miting alanına giriş yapacak grupların toparlanıp, yürüyüşe geçtikleri bir alan. Ama bütün bunlara rağmen tabii ki konu çok yönlü olarak araştırılıyor.”

Türkeş: Orada güvenlik tedbirinin alınmaması bir zafiyet değil

 

 

 

 

hdp-den-128-kayip-aciklamasi-hataliyiz-ozur-dileriz

HDP’den ‘128 kayıp’ açıklaması: Hatalıyız özür dileriz

İşte o açıklama;    

“11 Ekim Pazar günü Kriz Masamızın verilerine dayanarak paylaştığımız bilgi notunda, Barış Mitingi Katliamı’nda 128 yurttaşımızın yaşamını yitirdiği bilgisini vermiştik.
 
Katliamın ardından sağlık kurumlarından ve başta sağlık bakanlığı olmak üzere resmi mercilerden bilgi alınmasında yaşanan sıkıntılar ve engeller, farklı kurumlardan Kriz Masamıza ulaşan listelerin birleştirilmesinde karşılaşılan zorluklar, kendisinden haber alınamayanların varlığı, Adli Tıp’taki numaralandırma sistemi ve cenazelerin beden bütünlüğünde karşı karşıya kalınan durum, tam kayıp sayısını açıklamayı zorlaştırmış, verdiğimiz sayılarda hata olduğu anlaşılmıştır. Bu hata nedeniyle kamuoyundan ve halklarımızdan özür diliyoruz.
 
Büyük bir acı yaşanırken, kamuoyunu aydınlatma amacıyla yaptığımız bilgilendirmedeki hatayı kendi siyasi çıkarları için kullanan çevreleri ise kınıyoruz.
 
Kriz Masamız; savcılık, sağlık kurumları, mitingi düzenlemiş olan kurumlarla, kayıp ve yaralı yakınlarıyla sürekli iletişim halinde olarak elimizdeki verilerin güncellenmesi için çalışmalarını sürdürmektedir. 

Bu hususta karşılaştığımız en önemli sıkıntı, Sağlık Bakanlığı’nın elindeki bilgileri paylaşmamasıdır. Bunun da ötesinde, hastane başhekimlerine veri vermeme yönünde kesin bir talimat iletilmiştir. Böylesi kritik bir anda kamuoyunun bilgi alma hakkını engelleyen Sağlık Bakanlığı’nın bu uygulamasını da kınıyoruz. 
 
Halklarımızın barış iradesine yönelik saldırıda can kayıplarımızın daha fazla artmamasını ve kimlik tespit ile cenaze defin işlemlerinin bir an önce tamamlanmasını diliyoruz.
 
Bu vesileyle halklarımıza ve barıştan yana tüm insanlığa tekrar başsağlığı, kaybettiğimiz canlara rahmet diliyor ve onların anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.

HDP Basın Bürosu
13 Ekim 2015″

 

emekli-orgeneral-nusret-guner-e-beraat

Emekli Orgeneral Nusret Güner’e beraat

Güner, Ankara 24. Asliye Ceza Mahkemesindeki savunmasında, donanma komutanlığı sırasında, sorumlu kişilere, “Türk Silahlı Kuvvetlerine (TSK) kurulan Deniz Kuvvetleri odaklı kumpası kabul etmediğini açıkladığını ve dikkate alınmayınca, istifa ettiğini” belirtti.
      
Herkesin sustuğu bir dönemde, “kral çıplak” dediğini ifade eden Güner, “Bu mesajlar ile hiçbir zaman Genelkurmay Başkanı ve Deniz Kuvvetleri Komutanı makamlarına hakaret etmeyi amaçlamadım” dedi.
     
Hakim Şahin Kurt, diğer beyanları da dinledikten sonra, Güner’in beraatına karar verdiğini bildirdi.
      
İŞTE O TWEETLER

Nusret Güner, davaya konu olan 1 Haziran 2014’te paylaştığı twettlerinde şunları yazmıştı:

“Gnkur. Bşk. Amiral üniforması ile Beyaz Fırtına Tatbikatı için donanma’da! İyi ki, o lekesiz, bembeyaz, kutsal üniformayı zamanında çıkarmışım. Donanma’nın albay ve amirallerinin yüzde 80’ini tasfiye edenler, buna ses çıkarmayanlar utanmadan Donanma’ya geliyor utanmayanlar da onu karşılıyor. Genelkurmay Başkanı ve Başbakan olsam, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral B. Bostanoğlu’nun görevini 2 yıl daha uzatırım. Ah ikbal hırsı ah! Deniz K. Komutanı olsaydım, hapse giren silah arkadaşları özellikle denizciler için kılını kıpırdatmayan N. Özel Donanma’ya adımını atamazdı. Amiral üniforması içinde N. Özel ile donanma harikalar yaratıyor. Demek ki hapse girenler ve istifa edenler safra imiş. Dik duramayanlar, oramirale yasak koyan N. Özel’i amiral üniformasıyla Donanma’da ağırlıyor. Vefasızlık böyle bir şey. İftiharla sunar: Balyoz yiyen denizciler için kılını kıpırdatmayan Komutan, denizci üniformasıyla Donanma’da.”

İddianame

İddianamede, Genelkurmay Başkanlığı Adli Müşavirliğinin, Güner adına kayıtlı Twitter hesabından yayınlanan bazı paylaşımlar üzerine suç duyurusunda bulunduğu belirtildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının, soruşturma üzerine, ağır eleştiri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, buna dayalı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ve ifade hürriyeti kapsamında takipsizlik kararı verdiği bildirilen iddianamede, ancak kararın Ankara 7. Sulh Ceza Hakimliğince kaldırılması üzerine Güner hakkında Özel ve Bostanoğlu’na hakaret suçundan iddianame düzenlendiği bildirildi.

İddianamede Güner’in, “kamu görevlisine, görevinden dolayı hakaret” suçundan iki kez cezalandırılması isteniyordu

 

istanbul-da-gergin-gun

İstanbul’da gergin gün

Sendikaların çağrısı üzerine Sirkeci ve Aksaray’dan Beyazıt’a yapılacak “Ankara’daki terör saldırısına protesto yürüyüşü”ne katılmak ist eyen gruplara polis izin vermedi.

Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden Beyazıt’a yürümek isteyen grubu,  polis kalkanlar ile engelledi. Kalabalık ile polis arasında arbede çıktı.

Hastanesi bahçesinde toplanan yaklaşık 1500 kişi Ankara’daki terör saldırısını protesto için yürüyüş yapmak istedi. Hastane kapısında önlem alan polis kalabalığın dışarı çıkmasına izin vermiyor. Kapıyı zorlayan grupla polis karşı karşıya geldi. Kısa süreli arbede çıktı. Kalabalık oturma eylemine geçerken polis basın açıklaması yapıp dağılmaları yönünde anonslar yaptı.

Kadıköy’den Eminönü’ne geçmek isteyen gruplara polis izin vermedi. Kadıköy İskelesi’nde ve çevresinde önlem alan polis dört kişiyi yaka paça gözaltına aldı.

Kadıköy’deki Eminönü vapur iskelesine gelen bir gruba polis müdahale etti.

Polisin uyarısına rağmen iskeleye girmek isteyen gençlerle polis arasında arbede yaşandı.

 

Yere yatırılan gençlerden 4’ü yaka paça gözaltına alındı.

 

Bu sırada vapur iskelesindeki Mücella Yapıcı ve beraberindekiler polise tepki gösterdi. Sinir krizi geçiren Yapıcı, “Ne yapıyorsunuz. Kardeşlerimiz öldü” diye bağırdı.

İstanbul Valiliği’nden ‘Anma Yürüyüşü’ uyarısı: Uygun bulunmadı

 

SİRKECİ’DE OTURMA EYLEMİ

Sirkeci’de de kalabalık bir grup yürüyüş için toplandı. Grup bir süre sonra oturma eylemi yapmaya başladı.

 

mehmet-ali-sahin-bahceli-kapilari-oyle-bir-kapatti-ki-

Mehmet Ali Şahin: Bahçeli kapıları öyle bir kapattı ki…

Şahin, AK Parti Ovacık İlçe Başkanlığının bayramlaşma töreninde yaptığı konuşmada, koalisyon görüşmeleri sürecinde partisinin izlediği yolu anlatarak “seçim hükümeti kurulmasında sorumlu davrandığını” belirttiği Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’e teşekkür etti.

Devlet ve siyaset adamlarına düşenin Türkeş gibi sorumlu davranabilmek olduğunu aktaran Şahin, “Koalisyon kuralım diye CHP’ye gittik. MHP’ye gittik. Hele DEVLET BAHÇELİ kapıları öyle bir kapattı ki, daha seçim akşamı ‘Haydi seçim’ dedi. Daha sonra seçimden vazgeçti, ‘Yahu terör eylemleri arttı, seçim mi olur?’ dedi. Eğer ‘Terör eylemleri arttı, seçim yapmayalım’ dersek terör amacına ulaşmış olur. Çünkü terörün amacı bu ülkede kaos meydana getirmektir. Yapılması gereken işlerin yapılmasını engellemektir. Onlara pirim mi verecektik? Nitekim vermiyoruz” diye konuştu.

“Gittiğiniz yol yol değil”

Terörle mücadele operasyonlarına dikkat çeken ve “Allah güvenlik güçlerimizden, kahraman Mehmetçik’ten razı olsun” diyen Mehmet Ali Şahin, şöyle devam etti:

“Şimdi onlara bulundukları yerleri dar etmeye başladık. Terör amacına ulaşamayacaktır. Evet şehitler de veriyoruz. Ama kendileri de itiraf ediyorlar, ‘En zor dönemimizi yaşıyoruz’ diyorlar. ‘Şu ana kadar tesbit edilemeyen cephanelikler, içimizde herhalde casus var, Türk Silahlı Kuvvetleri uçakları tarafından bombalandı, elimizdeki mühimmat gitti’ diyorlar. Onlara değişik yerlerde de seslendim, şimdi de sesleniyorum. Gittiğiniz yol yol değil. Bu ülkeyi bölemezsiniz. Türkiye Cumhuriyeti devletini alt edemezsiniz, bu milleti mağlup edemezsiniz. Bu sevdadan vazgeçin.”

“Her vatandaşımızın güvenliğini sağlamak zorundayız”

Çözüm Süreci’ne dikkat çeken Şahin, 2013 yılı Nevruz’unda silahların bırakılacağının, silahlı unsurların yurt dışına çıkacağının söylendiğini belirterek, “Sözlerini yerine getirmediler. Tekrar terör eylemlerine başladılar. İşte şimdi terörle mücadelede en güçlü operasyonlar yapılıyor. Çünkü bu ülkede huzuru, barışı temin etmek zorundayız. Her vatandaşımızın güvenliğini sağlamak zorundayız. Devletin, güvenlik güçlerinin görevi budur. Ovacık’taki huzur, Hakkari’de de olmalı, Şırnak’ta da olmalı. Amacımız budur. Bunu sağlama konusunda devletimiz, hükümetimiz, güvenlik güçlerimiz de kararlıdır. Üzerilerine düşeni yapmaya devam edecekler” dedi.