ataturk_ozlemle anildi

Atatürk Saygı ve Özlemle Anıldı

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, aramızdan ayrılışının 76. yıl dönümünde Burdur’da özlemle anıldı.

 

Atatürk’ü anma törenleri kapsamına Cumhuriyet Meydanı’nda çelenk konuldu. Burdur Valisi Hasan Kürklü, Garnizon Komutanı Kıdemli Albay Sait Koca, Burdur Belediye Başkanı Ali Orkun Ercengiz, MAKÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Saatci, Siyasi Parti Temsilcileri, Burdur Barosu, bazı dernekler Atatürk büstüne saygı çelengi koydu.
 
Çelenk töreninin ardından Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün vefat ettiği saat 9.05’te ise kentte hayat durdu.Seyir halindeki araçlardan yolda yürüyen vatandaşlara kadar herkes saat tam 9.05’te Ata için sirenler eşliğinde saygı duruşunda bulundu.
 
Tören saygı duruşunda bulunması ve İstiklal Marşı’nın okumasının ardından sona erdi.

İllegal dinleme soruşturmasına yayın yasağı

Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesi, güvenlik toplantısının yasa dışı dinlenmesi konusunda Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmayla ilgili yayın yasağı kararı aldı.

RTÜK’ten yapılan açıklamaya göre, Gölbaşı Cumhuriyet Başsavcılığının başlattığı soruşturmayla ilgili Gölbaşı Sulh Ceza Mahkemesi dün değişik iş kararıyla, “milli güvenliğin, kamu düzeni ve kamu güvenliğinin korunması, devlet sırlarının ifasının önlenmesi” amacıyla soruşturma tamamlanıncaya kadar, dosyanın kapsamı hakkında, yazılı, görsel ve internet medyasında her türlü haber, röportaj, eleştiri yayınının yasaklanmasına karar verdi.

İspanya, Irak ve Hindistan’dan da geliyorlar

30 Mart seçimleri öncesi tatilini, işini yarıda bırakan ve sadece oy kullanabilmek için Türkiye’de bulunmak isteyen vatandaşlar bugün Atatürk Havalimanı’ndan Türkiye’ye girmeye başladı.

Yarın sandık başında olacaklarını söyleyen vatandaşlardan İspanya’dan, Irak’tan hatta Hindistan’dan gelenler bile vardı. Atatürk Havalimanı’nda basın mensuplarının sorularını yanıtlayan yolcular vatandaşlık bilincinin gereği olarak geldiklerini söylerken Meral Oğur isimli yolcu ve yakınları, “Barselona’dan geliyoruz. Oy kullanmak için geldik. Ankara’da oyumuzu kullanacağız. Vatandaşlık görevi için Barselona’dan özellikle bu iş için geldik. İnşallah hayırlı olur “ diye konuştular.

Hindistan’dan gelen Nadire Hanım, “Seyahatimi kısa kesip geldim. İstanbul’da oyumu kullanacağım “ derken İspanya’dan gelen öğrenci ve araştırmacı Bora Edizer ise “Hem seçim hem ziyaret için geldim. Ankara’da oy kullanacağım. Herkes aynı şeyleri konuşuyor. İnşallah sonuçları hayırlı olur” dedi.

Irak’tan gelen Halit Özdemir ise “Yarın oy kullanacağım. Önemli bir seçim, oyumuzu kullanmamız lazım. Fatih’te oy kullanacağım. Bu seçimler biraz çekişmeli, biraz daha sıkıntılı. İnşallah ülke için herkes için hayırlı olur ama yurtdışından pek hoş görünmüyor “ diye konuştu. 

Mahkeme kararı ulaşmadı

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) yetkilileri, sosyal paylaşım sitesi Twitter ile eski Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım arasındaki davada, mahkemenin Twitter’ı haklı bulduğu yönünde bir kararın kendilerine ulaşmadığını bildirdi.

Eski Bakan Yıldırım, kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan bir içeriğin kaldırılmasına ilişkin talepte bulunmuş, Twitter da ifade özgürlüğünü gerekçe göstererek karşı dava açmıştı.

Gece saatlerinde bir televizyon kanalında söz konusu davada, mahkemenin Twitter’ı haklı bulduğuna dair bir haber yer aldı.

BTK yetkilileri, yaptıkları açıklamada, bahsi geçen içerikte bir mahkeme kararının kendilerine ulaşmadığını bildirdi.

TWITTER, KARARA UYMADIĞI SÜRECE AÇILAMAZ

Binali Yıldırım’ın avukatı Serkan Bayram, yaptığı açıklamada, Binali Yıldırım’a karşı kazanılmış hiçbir mahkeme kararı bulunmadığını, Twitter’ın itirazını kabul ettiği belirtilen 18. Asliye Ceza Mahkemesinin aldığı karara karşı da kanun yararına bozma yoluna gideceklerini ifade etti. 

Kararın, “Twitter, Binali Yıldırım’a karşı davayı kazandı” şeklinde sunulmasının yanlış olduğunu belirten Bayram, şunları kaydetti:

“Nihai bir karar değil. Ayrıca, Twitter yalnızca bir karara itiraz etmiştir. İtiraz mahkeme tarafından reddedilmesine karşın üst mahkeme olan Asliye Ceza Mahkemesi itirazı kabul etmiştir. Biz bu karara karşı ‘kanun yararına bozma’ isteyeceğiz. Bunun dışında da Twitter aleyhine aldığımız birden fazla mahkeme kararları var. Dolayısıyla Twitter’ın Türkiye’de erişime açılması ancak bu kararların twitter tarafından uygulanmasıyla mümkün olabilir. Twitter mahkeme kararlarına uymadığı sürece erişime açılamaz.”  

Bu miletin istikbalini çiğnetmeyiz

Güvenlik toplantısının illegal dinlenmesini değerlendiren Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bir ülkenin güvenliğine saldırının pek çok yolla gerçekleştirilebileceğini belirterek, son dönemlerde birçok ülkede teknolojik aygıtlar kullanılarak stratejik aklın ve devletin refleksinin bulunduğu yerlere nüfuz edildiğini söyledi.

Davutoğlu, 17 Aralık’tan bu yana servis edilen ses kayıtları ile güvenlik toplantısına ilişkin kayıtların aynı merkezden gelip gelmediğine ilişkin soru üzerine, bu olayın 2 sene, hatta 6 ay önce meydana gelmesi halinde tek başına bir mesele olarak algılanabileceğini ifade ederek, “Ama çok açık bir şekilde Türkiye’nin üç hayati seçimi var önümüzde, mahalli seçimler, cumhurbaşkanlığı seçimleri, genel seçimler. Yani gelecek sene takriben Haziran ayına kadar Türkiye bir seçim dinamizmini, gelgitini, diyalektiğini ne derseniz deyin yaşayacak. Birileri bunu biliyor” diye konuştu.

Bazı çevrelerin, biriktirdikleri tape ve görüşmelerle siyasi yapıyı dizayn etme çabası içine girdiğine işaret eden Davutoğlu, “Kimse artık sütre arkasına saklanmamalı, ne yapacaksa çıksın ve bu memleket hakkında ne düşünüyorsa söylesin” dedi.

Olayın zamanlamasına da dikkati çeken Davutoğlu, her şeyin tetkik edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Tek bir iğnenin hesabını verememek durumundan Allah’a sığınırım” ifadesini kullandı.

“Cesedimizi çiğnemeden bu milletin istikbalini çiğnetmeyiz”

Olaya ilişkin haberleri Burdur’a seyahat ederken yolda aldığını aktaran Davutoğlu, söz konusu haber düşer düşmez daha önceki operasyonları yapan ve yayan bütün çevrelerin, aynı köşe yazarlarının, aynı sosyal medya takipçilerinin bir anda olayın üstüne atladıklarını ve ağır hakaretlerde bulunduklarını söyledi.

Ortada tahrif edilmiş bir dinleme olduğunu ve kendilerinin bile açıklama yapmadan neredeyse 4 saat tetkik için beklediklerini aktaran Dışişleri Bakanı, “Şimdi sizin köşe yazarlarınız bu şeyden gayet memnuniyet ifade edecekler, hesap soracaklar, sonra ertesi gün siz açıklama yazacaksınız, ‘Bizim bunlarla alakamız yok, kimse sorumlusu bulunsun’ diye” değerlendirmesinde bulundu.

Davutoğlu, 12 yıldır gece gündüz çalıştıklarını vurgulayarak, “Diyelim ki hatalarımız var çıkar söylersiniz. Diyelim ki eleştirmek istiyorsunuz, eleştirirsiniz, fikir özgürlüğü var. Ama yıkmaya kalkışırsanız bu birikimi, biz bunu yıktırmayız” dedi.

Bu konuda tereddüt etmeyeceklerinin altını çizen Bakan Davutoğlu, “Cesedimizi çiğnemeden bu milletin istikbalini çiğnetmeyiz. Çünkü buraya geldi bu iş, varoluşsal bir mesele haline geldi” diye konuştu.

“Genel bir ifade olarak söyledim, üstüne alınan alınır”

Güvenlik toplantısının illegal dinlenmesini bir “savaş ilanı” olarak nitelendirdiğinin hatırlatılması üzerine Davutoğlu, “Bunu herhangi bir grubu kastederek söylemedim. Eğer bir ülkenin haremi ismetine böyle girilmişse, virüs ta beyne kadar gelmişse bu bir savaş ilanıdır. Genel bir ifade olarak söyledim, üstüne alınan alınır. Kim yapmışsa bunu araştıracağız ama samimilerse çıkarlar, önce o 3-4 saatlik ifadelerinden özür dilerler” dedi.

Davutoğlu, söz konusu toplantının formel bir toplantı olmadığını da belirterek, diğer odada yapılacak toplantıya girmeden önce 3 kurumun birinci dereceden yetkililerini odasına çağırdığını ve ön bilgi aldığını, oradaki konuşmaların da mahiyet itibariyle karıştırılmış bir şekilde tahrif edildiğini vurguladı.

Dört kişinin katılımıyla yapılan bir toplantının ister istemez beyin fırtınası şeklinde geçeceğine işaret eden Davutoğlu, “Böyle bir toplantıda her şey konuşulur, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bekası, halkın huzuru her bir vatandaşımızın güvenliği söz konusuysa orada her şeyi ben konuştururum, kim ne derse desin” ifadesini kullandı.

“Fetreti bitiriyoruz”

Hükümetin son 10 yıl içinde devleti önemli ölçüde tanzim ettiğine dikkati çeken Davutoğlu, Osmanlı’da Fetret Dönemi’nin bitişini hatırlatarak, “Biz 90’lı yılların fetretinden sonra, ekonomik krizler, terör, siyasi istikrarsızlıklardan sonra devleti tanzim ediyoruz, fetreti bitiriyoruz” dedi.

Birilerinin Türkiye’nin stratejik aklını nasıl bozacağını düşündüğünü belirten Davutoğlu, “Şu anda bizim yıkılmasına izin vermeyeceğimiz en önemli şey özgüvenimiz” diye konuştu.

Davutoğlu, 90’lı yıllardaki fetretin üç ayağının siyasi kaos, ekonomik kriz ve terör olduğunun altını çizerek, bu üç alanı yeniden inşa ettiklerini vurgulayarak, AK Parti’nin denklemden çıkması durumunda ekonomik ve siyasi kriz yaşanacağını söyledi.

“İlk defa Dışişleri Bakanlığı bünyesinde böyle bir şey yaşıyoruz”

Daha önce Oslo sürecinde ve İmralı zabıtları konusunda benzer olaylar yaşandığı hatırlatılarak, “Bu iki olay size daha tedbirli olmaya sevk etmedi mi?” sorusunun yöneltilmesi üzerine Davutoğlu, ilk kez böyle bir olay yaşandığını ve şu anda çok ciddi bir soruşturma yürüttüklerini söyledi.

Son dönemde kritik konularda onlarca, hatta yüzlerce toplantı yaptıklarını hatırlatan Davutoğlu, “Şu ana kadar ilk defa Dışişleri Bakanlığı bünyesinde böyle bir şey yaşıyoruz. Dikkatliydik fakat teknolojik imkanlar öyle bir hale geldi ki hani ‘Tüfek icat oldu, mertlik bozuldu’ der ya Köroğlu, insan unsurunun da müdahil olduğu durumlarda bazı şeylere ne kadar dikkat ederseniz edin sıkıntıyla karşı karşıya kalabiliyorsunuz. Bunu mazur göstermek için söylemiyorum, bunun sorumluları bulunacak” dedi.

Davutoğlu, bundan sonra personel, sistem ve binayla ilgili daha fazla tedbir alacaklarını vurgulayarak, “Türkiye’nin ölçeği artık çok büyüdü, dolayısıyla tedbir ölçeğini de büyütmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamaları

Davutoğlu, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarına ilişkin, “Tarihin hiç döneminde sorumlu bir siyaset adamı bu derece kendi ülkesine ihanet içinde olmamış, çok açık söylüyorum. Bir ülkede iktidara talip olan birisinin o devletin itibarını koruması lazım. Siyasi mücadele vermeye tamam ama devlet itibarını, devletin güvenliğini neredeyse istihsaya alacak şekilde davranmak kimseye yakışmaz” dedi.

Kılıçdaroğlu’nun bugün yine kendisine saldırdığını ifade eden Davutoğlu, “Akşehir’e gider, ‘Kırşehir’ der, Mersin’e iner ‘güneydoğumuzun incisi’ der, sonra da gelir bize zeka yapmaya çalışır. Bu, bir insanın kapasite eksikliği” değerlendirmesinde bulundu.

Devletin mahremine giren böyle bir saldırıya herkesin ortak tepki vermesi gerektiğini vurgulayan Davutoğlu, Kılıçdaroğu ve sözcülerinin sarf ettiği sözlerin demokrasiye inanmış ve devlet geleneğinden gelen siyasetçilere yakışmadığını belirterek, “Kafalarında 27 Mayıs Türkiye’si var hala, özümseyemediler” diye konuştu.

Davutoğlu, 30 Mart’ta yapılacak yerel seçimlere ilişkin, “Bu seçim, AK Parti ile diğer partiler arasındaki veya parti dışı faktörler arasındaki bir seçim değil. Bu seçim istikrarla kaos arasındaki bir seçimdir, toparlanmayla tabiri caizse yeniden tanzimle, restorasyonla fetret arasında bir seçimdir. Halkımızın bu bilinçle oy vermesinin gerekli olduğunu düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Sivas Valisi’ne ağlıyor

Malatya’daki Turgut Özal Tıp Merkezi’nde tedavi gören Sivas Valisi 60 yaşındaki Zübeyir Kemelek hayatını kaybetti. Kemelek için düzenlenen cenaze törenine binlerce kişi katıldı.

Sivas Valisi Zübeyir Kemelek’e, karaciğer rahatsızlığı nedeni ile 13 Şubat tarihinde Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nde karaciğer nakli yapıldı. Göreve başladıktan sonra rahatsızlığı nedeniyle zaman zaman tedavi gören Kemelek’e karaciğer naklini, Turgut Özal Tıp Merkezi Karaciğer Nakil Merkezi’nde Prof. Dr. Sezai Yılmaz başkanlığındaki ekip yaptı. Başarılı geçtiği açıklanan karaciğer naklinin ardından yoğun bakım ünitesinde tutulan Vali Kemelek, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamayarak sabaha karşı yaşamını yitirdi.

BİNLERCE KİŞİ UĞURLADI

Tedavi gördüğü Malatya’da yaşamını yitiren Sivas Valisi Zübeyir Kemelek’in cenazesi, ambulansa konularak karayolu ile Sivas’a getirildi. Vali Kemelek’in cenaze namazı kent merkezindeki Ulu Cami’de kılındı ve protokolün yanı sıra binlerce kişi katıldı. Cenaze namazının ardından polis mangasının omuzlarında ambulansa taşınan cenaze Vali Kemelek’in yaklaşık 1.5 yıl boyunca hizmet ettiği Sivas Valiliği binası önüne getirildi.

Vali Kemelek’in Türk bayrağına sarılı tabutu Valilik binası girişi önüne konuldu. Buradaki törene Malatya Valisi Vasip Şahin, Kayseri Valisi Orhan Düzgün, AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, 5’inci Piyade Er Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Fatih Celalettin Sağır, Belediye Başkanı Doğan Ürgüp, Vali Yardımcıları, Vali Kemelek’in oğlu Emre Kemelek ile il protokolü ile yaklaşık 3 bin dolayında Sivaslı katıldı. Saygı duruşuyla başlayan törende Vali Zübeyir Kemelek’in öz geçmişi okundu. Daha sonra Vali Yardımcısı Ömer Kalaylı konuşma yaptı.

Bazı ölümlerin acısının sevgiyle birleştiğini ve daha anlamlı olduğunu belirten Kayalı, şunları söyledi:

“Yaklaşık 1,5 yıldır ilimizde görev yapmış olan valimiz, devletin millete hizmet amacıyla var olduğunun bilinciyle yürüttüğü görevi süresince, idare ile halkımız arasında samimi, açık, dürüst, sağlam bir ilişki kurmuştur. Şu hususu samimiyetle söyleyebilirim ki önemli sağlık sorunlarına rağmen tam bir görev ve hizmet aşkıyla, hiçbir ayırım yapmaksızın halkla bütünleşmiş, sorunların çözümüne yönelik her zaman ortak paydalarda bir araya gelebilmiş özverili, sabırlı, hoşgörülü tutumuyla devlet ve halk birlikteliğinin en güzel örneklerini ortaya koymuştur. Büyük bir kayıp olan sayın valimizin vefatı ilimizde ve biz mesai arkadaşları arasında derin bir üzüntü oluşturmuştur. Bu vesile ile başta sayın valimizin kıymetli eşlerine, evlatlarına, akrabalarına, Sivasımıza ve tüm ülkemize sabır, metanet ve başsağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.”

Kuran okunması ve duanın ardından Vali Kemelek’in cenazesi polis mangasının omuzlarında cenaze aracına taşındı ve Çorum’un İskilip İlçesi’ne gönderildi. Kemelek, yarın öğleyin düzenlenecek törenle memleketi İskilip’te toprağa verilecek.

BAŞKANDAN AÇIKLAMA

Sivas Belediye Başkanı BBP’li Doğan Ürgüp, Vali Kemelek’in vefatı nedeni ile üzüntü yaşadıklarını söyledi. En son ziyaret amacı ile salı günü Malatya’ya gittiğini ancak yoğun bakımda olması nedeni ile Vali’yi göremediğini ve yakınlarıyla görüşebildiğini belirten Başkan Ürgüp, şunları söyledi:

“Salı günü en son eşimle birlikte sayın valimizi ziyarete gittik. Yoğun bakımda olduğu için görüme imkanımız yoktu. Hanımefendi ve yakınlarına geçmiş olsun dileklerimizi ilettik. Gittiğimizde valimizin durumu normaldi. Uyuyordu. Durumunu yakınen takip etmeye özen gösterdik. Bu sabah vefat haberini almış durumdayız. Hakikaten çok güzel ve muhteşem bir insandı. Dengeleri iyi koruyan, akıllı, çok vatansever, çok inançlı bir insandı. Valilik görevini de gayet iyi bir şekilde yürütmeye özen gösteren bir insandı. Üzüntümüz, elemimiz sonsuzdur. Önemli bir yöneticimizi, ağabeyimizi kaybetmiş bulunmaktayız. Başta ailesi olmak üzere tüm Sivaslı hemşehrilerime başsağlığı diliyorum. Mekanı cennet olsun. Bugün cumadır. Bizim inançlarımıza göre cuma günü vefat edenlerin daha hayırlı bir şekilde vefat ettiklerini düşünürüz. Bizim böyle bir inancımız vardır. Allah taksiratını affetsin.”

OTOBÜS KAZASINDA OLAY YERİNE GİTTİ

Bir yandan hastalık ile mücadele eden Vali Zübeyir Kemelek, görevini de aksatmamaya çalıştı. Vali Kemelek, en son 27 Ocak’ta Sivas’ın Yıldızeli İlçesi yakınlarında meydana gelen ve 10 kişinin öldüğü 38 kişinin ise yaralandığı otobüs kazasında olay yerine gitmişti. Olay yerindeki ekiplerden bilgiler alan Vali Kemelek, trafik kurallarına uyulması konusunda da çağrıda bulunmuştu. Bu olaydan bir süre sonra da tedavi amaçlı olarak hastaneye gitti. Vali Zübeyir Kemelek uzun süredir devam eden rahatsızlığı nedeni ile zaman zaman katılacağı açıklanan programlara da katılamamasıyla dikkat çekmişti.

Sıkıyönetim kaldırıldı

Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesinin Ankara Valiliği Emniyet Müdürlüğünün talebi üzerine Ankara’nın 6 ilçesinde 15 gün süreyle kişilerin üstlerinin, özel araçlarının, özel kağıtlarının ve eşyalarının aranabilmesine yönelik kararı, Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesince kaldırıldı.
CHP Ankara Milletvekili Levent Gök ile Ankara Barosunun, Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesinin kararına itirazı Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Mehmet Öztunç tarafından karara bağlandı.

İtirazları kabul eden Öztunç, kolluğa Altındağ, Çankaya, Keçiören, Mamak, Yenimahalle ve Pursaklar ilçelerinde 15 gün süreyle kişilerin üstleri, özel araçları, özel kağıtları ve eşyalarının aranmasına ilişkin 12 Şubat 2014 tarihli Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesinin kararının kaldırılmasına hükmetti.

Kararda, sulh ceza mahkemesince verilen kararda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, uluslararası sözleşmeler, Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili yönetmeliklere aykırı olarak arama kapsamının, aramanın yapılacağı yerin, geçerli olacağı zaman diliminin çok geniş tutulduğu ve kolluğa çok geniş takdir hakkı tanındığı ifade edildi.

Kararın, kamu yararına göre orantısız şekilde kişi hak ve hürriyetlerinin kısıtlanması sonucunu doğurduğu belirtilen kararda, bu sebeple itirazların kabulüyle Ankara 10. Sulh Ceza Mahkemesi kararının kaldırıldığı bildirildi.

Bugün tahliye mi oluyor?

Habertürk yazarı Fatih Altaylı, bugün köşesinde ilginç bir iddiaya yer verdi.

Altaylı, Adliye’den biriyle konuştuğunu ve işadamı Reza Zarrab’ın bugün serbest kalacağını köşesine taşıdı.

İşte Altaylı’nın yazısından o bölüm:

DÜN bir iş için İstanbul Adliyesi’ndeydim. İlginç bir duyum aldım. Karşılaştığım bir hukuk adamı, “Fatih Bey, siz bugün Zarrab’ı yazmışsınız. Size bir bilgi vereyim.Zarrab ve mahdumlar yarın serbest bırakılacaklar” dedi.

“Yok canım. Daha birkaç gün önce itirazları reddedildi” dedim.

“Sizin dünyadan haberiniz yok. Karara itiraz ettiler. Yarın (yani bugün) serbest kalacaklar” dedi.

“Bunu neye dayanarak iddia ediyorsunuz” diye sordum. “Şota gibi sandalyeye dayanarak değil, davaya bakacak mahkemeye dayanarak söylüyorum” dedi.

“Mahkeme kararlarını önceden mi öğreniyorsunuz” diye sordum. “Siz Cumhurbaşkanı’nın yasayı veto etmeyeceğini nasıl tahmin ettiyseniz ben de öyle yapıyorum” dedi.

Allah biliyor ya, bu öngörü beni hiç şaşırtmadı

Valinin veda gözyaşları

Valiler kararnamesi ile merkeze alınan Bilecik Valisi Halil İbrahim Akpınar için düzenlenen veda toplantısında gözyaşları sel oldu. Vali Akpınar duygulanarak veda konuşmasını tamamlayamadı. İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürü Gönül Günaydın Çabukoğlu, Vali’nin veda konuşmasını kaldığı yerden okumaya devame tti. Ama bir süre sonra Çabukoğlu da gözyaşlarına hakim olamadı. Bu sırada salondaki çok sayıda kişi de gözyaşı döktü.

Merkeze çekilen Bilecik Valisi Akpınar’ın vedasında herkes ağladı. Vali de, valiler kararnamesinin tarihine ilişkin, “13 Şubat neyin nesidir? Zamanlama gerçekten manidar, insan bir tuhaf oluyor” yorumunda bulundu.

Valiler Kararnamesi ile merkeze alınan Bilecik Valisi Halil İbrahim Akpınar için düzenlenen veda toplantısında gözyaşları sel oldu.

Akpınar, Bilecik’teki Şeyh Edebali Kültür Kongre Merkezi’nde düzenlenen veda töreninde, veda konuşması esanasında duygulanarak gözyaşlarını tutamadı.

Konuşmasına devam edemeyen Akpınar’ın yerine kürsüye gelen İl Sosyal Etüt ve Proje Müdürü Gönül Günaydın Çabukoğlu da bir süre sonra gözyaşlarına hakim olamadı. Bu sırada salondaki çok sayıda kişi de gözyaşı döktü. 

Vali Akpınar, 13 Şubat’ta çıkan kararname ile merkeze alındığını söyleyerek, “Tayinimin niye şimdi çıktığı meselesine gelince; tam bilmiyorum, ama kararname 10 Şubat tarihli olsaydı, o gün doğum günümdü. 11 Şubat memleketim Maraş’ın Fransız işgalinden kurtuluş günü. Dolayısıyla 12 Şubat Maraş’ın kurtuluş bayramı, 14 Şubat sevgililer günü. Peki, 13 Şubat neyin nesidir? Zamanlama gerçekten manidar, insan bir tuhaf oluyor” dedi.

VEDA KONUŞMASINDAN BÖLÜMLER
“1980 yılında liseyi bitirdim, ama üniversite sınavını kazanamayınca yurt dışında bir inşaat şirketinde çalışmaya başladım. Neler yapmadım ki; Beton işçiliği, kademe-tamirhane işçiliği, taş ocağında konkasör operatörlüğü, harita mühendisinin yanında yardımcılık yaptım.

“Zengin sofralarını pek sevmem”
Binlerce torba çimento geçmiştir sırtımdan. Ellerimin nasır bağladığı, parmaklarımın taşların arasında ezildiği de oldu. Aradaki kısa molalarda kum yığınlarının üzerinde uyumayı da bilirim ben. Onun için inşaatları gezerken bir köşede uyuyan gariban bir işçiye rastladığımda, aslında kendi geçmişimi görürüm, rahatsız etmeden oradan uzaklaşırım. Muhtemelen o günlerin hatırasıdır; zengin sofralarını pek sevmem, şantiyedeki işçilerin çayı, bir dilim ekmekle birkaç domates bana daha cazip gelir.

“Zayıfın hakkını yedirmedim”
2005 yılının son günlerinde çıkan kararname ile Ağrı Valisi olarak atandım, daha sonra Bolu Valiliği son olarak da Bilecik Valiliği yaptım Biz bu görevlere hükümetlerin takdiri ile gelip aynı yöntemle gidiyoruz. 8 yılı aşkın süredir üç farklı şehirde bu şerefli görevi ifa ettim. Beni bu göreve layık gördükleri için başta Sayın Başbakanımız olmak üzere Bakanlar Kurulu üyelerine teşekkür ediyorum. Adaletten şaşmadığımı düşünüyorum. Hiçbir güçlünün hatırına zayıfın hakkını yedirmedim. Kararlarımda olabildiğince şeffaf ve demokrat davrandım.

“Onların hatrını nefsimden yükske tuttum”
Allah şahittir maiyetimde çalışan en alt kademedeki memurların, işçilerin, köylünün hatırını nefsimden yüksekte tuttum. Hizmetlerinin, işlerinin kolayca görülmesi için gayret gösterdim. Buna mukabil parasının ya da makamının büyüklüğünden hareketle, haksız talepte bulunan zatı namuhteremlere hiç de mütevazı davranmadım, hak ettikleri cevabı verdim.

Bu anlamda kendimi devletin valisi olmaktan ziyade halkın valisi olarak gördüm. Doğru bildiği yoldan gram şaşmayan benim gibi birine 8 yıl valilik yaptırdıkları için Hükümetimize tekrar teşekkür borcum var.”

İNGİLTERE’DEKİ BAKAN ÖRNEĞİ

Kendisinin 1990 yılında mülki idare amiri olarak eğitim amacıyla İngiltere’ye gönderildiğini belirten Akpınar burada yaşanan bir olayı şöyle anlattı: “1990 yılı Kasım ayında Muhafazakar Partinin büyük kongresi Bournemouth’ta yapıldı. Kongre günü çevre bakanı kendi aracıyla kalacağı otele gitmek istiyor. Bir taksiciden kendisine otele kadar mihmandarlık yapmasını istiyor. Taksici, ’şu kadar pound verirsen olur’ diyor. Bakan, otele vardıklarında vereceğini söylüyor. Taksici, ancak peşin verirse götürebileceğini söylüyor. Bakan, ’ben kendim de bulabilirim o zaman’ diyor. Taksici, ’sen zaten bu halinle araç kullanamazsın, çünkü sarhoşsun’ diyor. Bakan ’sana ne?’ deyip yola devam ediyor. Taksici, polisi arayıp alkollü sürücü ihbarı yapıyor. Lütfen düşünün ve kıyaslayın. Resmi araç yok, koruma yok, koruma aracı yok, ama olayın bundan sonrası daha da ilginç. Bir trafik ekibi ihbar edilen aracı hemen bulup durduruyor. Alkol kontrolü yapıldığında durum tespit ediliyor. Polis şahsa alkollü araç kullandığı gerekçesiyle gözaltına alındığını bildirip karakola gideceklerini söylüyor. Bakan bu aşamada kendisini tanıtıp gözaltına alamayacaklarını söylüyor. Polislerin cevabı: ’Biz seni bakan olarak değil, alkollü araç kullanan tehlikeli bir sürücü olduğun için gözaltına alıyoruz’ oluyor. Sabah kalktığımızda televizyonlardaki 1 numaralı haber, Bakanın alkollü araç kullandığı için o gece 5 saat gözaltında kaldığı idi. Bir saat geçmeden bakanın görevinden istifa ettiği haberi geçmeye başladı. Biz bu olayın her aşamasına çok şaşırdık. Ama okula gittiğimizde İngilizlerin bunu gayet doğal karşıladıklarını hayretle gördük. Bir hoca, ’burada Kraliçe hariç herkes trafik kurallarına uymak zorunda, uymayan cezasına katlanır. Kraliçe de yasal olarak dokunulmasa da sosyal baskı nedeniyle herkesten daha fazla kurallara bağlı yaşar’ dedi. Takip eden günlerde ilin emniyet müdürü, bize kendi konularıyla ilgili bilgi vermek için geldi. Ben bu olayla ilgili olarak o ekipteki polislerin ya da kendisinin başına bir iş gelip gelmeyeceğini sordum. Kendinden gayet emin şekilde ’Hiçbir şey olmaz’ dedi ve devam etti; ’Bu olay olduğu için Bakan istifa etmek zorunda kaldı, eğer bize bir şey yapılırsa Hükümet gider’ dedi. Gazetelerin hafta sonlarında verdiği bulmacalarda var ya, ’2 resim arasındaki 8 farkı bulunuz’ gibi. Tam böyle bir soru: 2 ülke arasındaki farkları bulunuz. Cevabı ben söyleyeyim. Bu sayılara dökülemez. Aradaki fark, demokrasi ve hukuk devleti farkıdır. Birinci sınıf demokrasi kültürüne sahip ülkelerde herkes eşittir. Eşit hak ve sorumluluklara sahiptir. Bu olayı kimseyi yermek ya da eleştirmek, güncel olaylarla bağlantı kurmak için anlatmadım. Bizim de ülke ve millet olarak birinci sınıf demokrasiyi hak ettiğimizi düşünüyorum.”

Yapılan konuşmaların ardından Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, Vali Halil İbrahim Akpınar’a plaket verdi.

Astsubaylardan şok karar!

Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği (TEMAD) Genel Başkanı Ahmet Keser, astsubaylara yönelik ayrımcılık ve adaletsizliklere karşı durmak için ölüm orucu eylemi başlatacaklarını açıkladı.

“1975 YILINDAN BERİ İYİLEŞTİRME YAPILMADI”

Özlük haklarının iyileştirilmesi için mücadele eden astsubaylar, ölüm orucu kararı aldı. Doğan Haber Ajansı’na konuşan TEMAD Genel Başkanı Keser, 1975 yılından bugüne astsubaylara yönelik sosyal ve ekonomik hiçbir iyileştirmenin yapılmadığından yakındı. 2011 yılında başkanlığına geldiği ve bugün 90 şubesi ile 42 bin üyesi olan TEMAD’ın yönetim kuruluyla birlikte düzenledikleri talepleri ilgili kurumlarla paylaştıklarını belirten Keser, “İlgili kurumların bu konuyla ilgili yetersiz yaklaşımları sonucunda biz sesimizi daha net ve kabul edilebilir bir şekilde duyurabilmek amacıyla yönetim kurulumuzun oy birliğiyle ‘ölüm orucu’ kararını aldık” dedi.

“SONUÇ ALINCAYA KADAR ÖLÜM ORUCUNA DEVAM”

Astsubayların 1975 yılında ekonomik yetersizlik şikayetlerinden yola çıkarak aileleriyle birlikte o yıl hak arayışları sonucu ekonomik ve sosyal olarak iyileştirme yapıldığını hatırlatan TEMAD Genel Başkanı Ahmet Keser sözlerini şöyle sürdürdü: “O tarihten bugüne kadar geçen bu süreç içerisinde köklü olarak taleplerimize hiçbir sonuç alamadık. 2011 yılında TSK’dan emekli astsubayların kurduğu TEMAD’ın genel başkanlığına geldiğimde bu taleplerimizi hem siyaset hem de genelkurmay nezdinde dile getirdim. Ancak kurumların bu konuya olan duyarsızlığı bizi artık kabul edilebilir bir noktada veya müzakere noktasından çıkarmıştır. Bu nedenle yönetim kurulumuzun aldığı ortak kararla ‘ölüm orucu’ eylemine başlayacağız. Ölüm orucu eylemine 1 Mart tarihinde İstanbul İstiklal Caddesi’nden Taksim’e kadar bir yürüyüşle başlayacağız. Taksim’de bir basın açıklamamız olacak. Ardından bu eylemi Ankara’ya taşıyacağız ve başkentin çeşitli merkezlerinde çadırlar kurarak ölüm orucuna geçeceğiz. Bu süreçte şubelerimizden de Ankara’ya destek amaçlı gelmeye başlayacaklar. Olayın zirve yaptığı günlerde Ankara da büyük bir miting yapacağız ve bu mitingin ardından da ölüm orucu eylememize devam edeceğiz. Sonuç alıncaya kadarda biz ölüm orucuna devam etme kararındayız.”

“ASTSUBAYLAR DİKKATE DAHİ ALINMIYOR”

TEMAD Genel Başkanı Keser, dernek olarak son zamanlarda yapılan ve yapılacak eylemlerin duyurulmasının ardından Genelkurmay’ın harekete geçerek Türkiye genelinden her kuvvet komutanlığını temsilen toplam 270 astsubayı bilgilendirmek üzere karargaha davet ettiğini söyledi. Diğer sınıfların yanı sıra Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar’ın da 71 temsilci astsubayı bilgilendirmek üzere yaptığı toplantıda çekilen bir fotoğrafı örnek olarak gösteren Keser, “Bu fotoğraf da Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, bilgilendirmek üzere topladığı astsubayları arka sıralara oturtturmuş. Hiç biriyle göz teması yok, görmüyor dahi. Astsubaylarda kendilerini bilgilendiren komutanın sadece kafasının arkasını görüyor. Yanında kimler var? Kendisine gülümseyerek onay veren generaller var. Bu tür toplantıların bir tiyatro düzeninde yapılarak personelin gözünün içine baka baka bilgilendirme yapılması gerektiğini bilen birisidir bu komutan. Bu fotoğrafla verilmek istenen bir mesaj olduğuna inanıyoruz. Buradaki oturma düzeninden astsubay personelinin dikkate dahi alınmadığı görünebiliyor” diye konuştu.