Burdur Haber

Burdur'un haberleri

Ertaş, ” Milletimize gerçek gündemi unutturulmaktadır”

Saadet Partisi Burdur İ Başkanlığı’nın Mayıs Ayı İl Divan Toplantısı Anadolu Gençlik Derneği Toplantı Salonu’nda yapıldı. Toplantıyla ilgili İl Başkanlığı tarafından basın bülteni yayınladı.

Mayıs Ayı İl Divan Toplantısına, Saadet Partisi Burdur İl Sorumlusu Ramazan Düzen, İl Başkanı Süleyman Arslan, ilçe başkanları yönetimleri ile gençlik ve kadın kolları katıldı. Toplantının basına açık bölümünde konuşan Saadet Partisi Burdur basın sözcüsü Hasan Hüseyin Ertaş gündeme dair açıklamalarda bulundu. Ülkede iki türlü gündem olduğuna vurgu yapan Ertaş, milletin gerçek gündemi ile iktidarın muhalefetin ve medyanın gündeminin çok farklı olduğunu belirterek şunları söyledi: “Türkiye’de iki türlü gündem var. Birincisi milletimizin gerçek gündemi, ikincisi ise iktidarın, muhalefetin ve medyanın lüzumsuz kuru gürültüden ibaret, millete beş kuruşluk faydası olmayan boş gündemi. Bir yandan Kilis’e atılan roketler can almakta, diğer yandan her gün vatan evlatlarımızın şehit cenazeleri kaldırılmakta, uluslararası sularda vatandaşlarımızı şehit eden, masum Filistin halkını katleden terör örgütü İsrail ile anlaşılmakta, İsrail’in Nato vetosu kaldırılmakta, hazine her hafta faizli borç almaya devam etmekte. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ülkemizin ve bölgenin çözüm bekleyen birçok problemi olmasına rağmen iktidar ve muhalefet birbirlerinin üzerine kan sıçratmakta ve içi boş polemiklerle milleti aldatmakta ve milletimize gerçek gündemi unutturulmaktadır.”

“BAŞBAKAN DAVUTOĞLU’NUN SUÇU NEYDİ?”

Seçilmiş bir başbakana görevden el çektirtmenin kabul edilemez olduğunu belirten Saadet Partisi Burdur Basın Sözcüsü Hasan Hüseyin Ertaş: “Önümüzdeki süreçte –tarih veremiyoruz çünkü kaç ay kalabileceği belli değil- haber bültenlerinde ismi başbakan olarak geçecek kişi açıklandı. Bilindiği üzere geçtiğimiz ay mevcut başbakan Davutoğlu’na bir nevi darbe yapılmış ve kendisine başbakanlık bıraktırılmıştı. Bu değişiklik sadece bir parti genel başkanı değişikliği olsaydı bizi pek ilgilendirmezdi. Milli irade kavramının dillerden düşmediği bir dönemde ülkenin seçilmiş başbakanın bu şekilde azledilmesi kabul edilemez. Sabık başbakan Davutoğlu’nun İslam Ümmeti üzerinde girdiği veballer mahfuz kalmak şartıyla bugün kendisine yapılmış olan şey başlı başına bir zulümdür. Geçmişte Davutoğlu’nun politikalarını eleştirdiğimizde bize etmedik laf bırakmayan Ak Partili kardeşlerimize Davutoğlu’nun suçu neydi diye sorduğumuzda cevap alamıyoruz. Bize göre suçu çok ama size göre ne suçu vardı doğrusu merak etmiyor değiliz.” Şeklinde konuştu.

“ADİ ÇOĞUNLUK YERİNE ADİ TİYATRO OYNANMAK İSTENDİ”

Dokunulmazlıkların kaldırılması konusuna da değinen Ertaş, dokunulmazlıkları değiştirmek için anayasa değişikliğine gerek olmadığını belirterek şunları kaydetti : “ Genel Başkanımız Anayasa Profesörü Sayın Mustafa KAMALAK Hocamız dokunulmazlıkları kaldırmak için anayasa değişikliğine ihtiyaç olmadığını basit çoğunlukla bu işin yapılabileceğini defalarca söyledi. Anayasaya göre meclisin toplantı yeter sayısı 183’tür. Toplantıya katılanların salt çoğunluğu ile dokunulmazlık kaldırılabilir. Sadece evet oyu veren milletvekili sayısının 139’un altına düşmemesi gerekir. Bu iş bu kadar basittir. Peki, bu iş bu kadar basitken şu an yapılmak istenen nedir. Adi çoğunlukla dokunulmazlık kaldırılabilecekken, anayasa değişikliğine gidilerek iş yokuşa sürülmektedir. Adi bir tiyatro ile milletimiz oyalanmakta, aldatılmakta ve buradan elde edilecek gerilimden birileri nemalanmaya çalışmaktadır. Burada öne sürülen gerekçe ise süreci kısaltmak olarak ifade edilmektedir. Ancak geldiğimiz noktada birilerinin hevesi kursaklarında kaldı ve tiyatro tek perde ile kapandı” dedi.

“MİLLET HAYRINA NE YAPMAK İSTİYORSUNUZ DA PARLAMENTER SİSTEM ENGEL OLUYOR”

Başkanlık sistemi tartışmalarına da değinen Saadet Partisi Basın Sözcüsü Ertaş: “Bugün ülke ve millet hayrına ne yapmak istiyorsunuz da parlamenter sistem engel oluyor, başkanlık gelince her şey güllük gülistanlık mı olacak, terör mü bitecek, işsizlik mi kalkacak, insanımızın refah düzeyi mi yükselecek, ne olacak? Geçin bu milleti oyalama taktiklerini. Biz bu filmleri çok izledik. Efendim şunu yapacağız da cumhurbaşkanı engel oluyor, hele bir tek başımıza gelelim de, hele bir şu başbakanı devirelim de, hele bir hele bir…bu heleler hiç bitmiyor. Efendim kandırılmışız. Son olarak Davutoğlu’ndan sonra AB’de kandırdı sizleri. Avrupa’ya vizesiz gidecektiniz. 3 milyon Euro gelecekti vs.vs. hep boş hepsi fasa fiso.” Dedi.

“MİLLETİMİZİN DEĞİL, İKTİDARIN İSRAİLE İHTİYACI VAR!

Türkiye İsrail yakınlaşmasını sert bir dille eleştiren Saadet Partisi burdur Basın Müşaviri H.Hüseyin Ertaş şunları söyledi: “Terör örgütü İsrail’le yapılan anlaşma. Onca şehidimiz varken Siyonist İsrail’le neyin anlaşmasıdır bu Allah Aşkına. Bir de utanmadan sıkılmadan “İsraile ihtiyacımız var, İsrail dostumuzdur” açıklamaları yapılıyor. Evet İsrail’e ihtiyaçları var. Doğru söylüyorlar. Milletimizin değil, iktidarın, o koltukta oturabilmek ve İslam Alemini felakete sürüklemek için İsrail’e ihtiyacı var. Rahmetli Erbakan Hocamız ne derdi. “Ak Partiyi iş başında tutmak siyonizmin 20.haçlı seferini hedefine ulaştırmak için ana vazifesidir.” Yine hocamız demişti ki: “Yarın İsrail de gelip NATO’ya girecek. Daha sonra İsrailli bir komutan NATO’ya komutan olarak atandığında sen de onun emrine gireceksin. Böylece siyonizme hizmet etmiş olacaksın.” Regaib Kandili’nde İsraille anlaştılar, Miraç Kandili’nde İsrail’in Nato vetosunu kaldırdılar, Berat kandilinde ise İsrail’e büyükelçi atanacağını açıkladılar. Terör örgütü İsrail, Türkiye’nin nato vetosunu kaldırmasının ardından adeta kutlama yaparcasına Gazze’ye bomba yağdırdı. Sormak istiyorum mazlumlar adına. O koltuklarınız kaç masum Filistinli çocuk eder? Yaptıkları anlaşmanın, ne olduğu bile belli değil. Zaten İsrail’le iktidarın arası hiçbir zaman kötü değildi. Bugün yapılan sadece ve sadece “İsrail’le gizli gizli iş tutmak zor oluyor, artık biz bu işi açıktan yapacağız” demektir. Bu anlaşma kanlı bir anlaşmadır. Anlaşmada Gazze Ablukasını kaldırmak falan yoktur. Bugün buradan uyarıyoruz. Üzerinde TİKA ya da Kızılay afişli üç tır makarna veya çimentonun Gazze’ye girmesiyle Gazze Ablukası kalkmış olmayacaktır. Anlaşmada olacağı belirtilen tehlikeli bir kelime de Ademi Mesuliyet kelimesidir. Bunun anlamı, bundan böyle İsrail Mavi Marmara olayından sorumlu tutulamayacak demektir.

“HER ABONEDEN 1 TL ALSANIZ 13 MİLYON “kâra” GEÇERSİNİZ”

Tazminat konusunu örneklendiren Ertaş: “Bir diğer husus ise tazminat konusudur. Bu noktada da kelime oyunu yapılmaktadır. İsrail, sözde bir fona 20 milyon dolar aktaracaktır. Miktarı ne kadar olursa olsun bu tazminat cezalandırıcı tazminat olmalıdır. Cezalandırıcı, kayda geçilmiş tazminat olursa bu karar tüm mazlumlar için emsal teşkil edecektir. Tazminat konusunda şunu da söylemeden geçemeyeceğim. Türkiyede 70 milyondan fazla gsm abonesi var. Her aboneden 1 lira kesilse en az 70 milyon lira yapar. İsrail’in verecek olduğu pis para ise 60 milyon TL. Bunu, şehitlerimizin kanlarını nasıl bir paraya sattıklarını ifade etmek için söyledim. Şehit aileleri bu anlaşmaya karşıdır. O insanlar, Gazze Ablukası kalksın diye şehit oldular. Aileleri de İsrailin pis parasını değil, Gazze Ablukasının kalkmasını, mazlum Filistinlilerin rahat nefes almasını istiyorlar. Mavi Marmara organizatörü STK’nın girişimleriyle İsrail hakkında birçok hukuki kazanım elde edilmişken yapılan bu anlaşma ile şehit ailelerinin başları öne eğdirilmiştir. Saadet Partisi olarak bu kanlı anlaşmaya karşı olduğumuzu bir kez daha ifade etmek isteriz. Bir zamanlar İsrail’i en iyi biz protesto ederiz diyerek meydanlarda Saadet Partisi bayrağına saldıranlar bugün neredeler. Neden hiç sesleri çıkmıyor. Bu dünyanın bir de öbür tarafı var. İyi düşünmek gerek.” Dedi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir