Archives Temmuz 2015

FED eylüle kapıyı araladı

Haziran toplantısında yılsonuna kadar en az iki faiz artışının sinyalini veren FED dünkü temmuz toplantısında da bu beklentiyi güçlendirdi. Analistler dünkü açıklamanın bu yıl içinde faiz indirimlerine başlayacağının sinyali olarak yorumlarken ilk faiz artırımının büyük olasılıkla eylülde olmasını bekliyor.

FED toplantısı sonrasında yapılan açıklama metninde dikkat çeken değişiklik şu oldu; daha önce faiz artırımının zamanlamasının “işgücü piyasasında daha fazla iyileşme olduğunda” koşulunu anlatan cümleye ‘biraz’ kelimesi eklendi. Yani ağustos ayında toplantı yapmayacak olan FED,  17 Eylül toplantısında temmuz ve ağustos aylarında işgücü piyasasında istihdam artışı ve işsizlik düşüşünde o ‘biraz’ daha iyileşmeyi gözlerse faiz artırımı yapacak görünüyor. FED’in Açık Piyasa Komitesi, eylül sonrasında, ekim ve aralık aylarında toplanacak. FED Başkanı Janet Yellen, bu ay içinde ABD Kongresi’ndeki konuşmasında yılsonuna doğru bir aşamada faizlerin artıracağını tahmin ettiğini söylemişti.

 

Merkez Bankası 3. enflasyon raporunu sundu, sert açıklamalar yaptı.

Başçı, gıda enflasyonunu yıl sonu için yüzde 9 olarak gördükleri oranı yüzde 8’e çektiklerini söyledi. 

Merkez Bankası Başkanı,  “Enflasyon 2015 sonunda yüzde 70 olasılıkla yüzde 6-7,8 aralığında, orta noktası yüzde 6,9 olacağını öngörüyoruz” dedi.

FED’LE YÜKSELEN DOLAR BAŞÇI İLE GERİLEDİ

Merkez Bankası, daha önce yıl sonu enflasyon tahminini yüzde 6,8 olarak açıklamıştı. Böylece tahmin  0,1 puan yükseltilmiş oldu.

Başçı’nın 30 Nisan’da açıkladığı ikinci Enflasyon Raporu’nda, 2015 yılına ilişkin enflasyon tahmini, yüzde 5.5’ten yüzde 6.8 düzeyine, 2016 enflasyon tahmini de yüzde 5.0’ten yüzde 5.5’e yükseltilmişti.

Başçı, enflasyonun 2016 sonunda yüzde 70 olasılıkla yüzde 37-7,3 aralığında, orta noktası yüzde 5,5 olarak öngörüldüğünü de ifade etti.

“BİZ DE SABİT GELİRLİYİZ”
Erdem Başçı, memurlar ile hükümet arasındaki zam pazarlığıyla ilgili olarak gelen soruya, “Biz de sabit gelirliyiz. Zamdan ziyade, enflasyonu düşürmek için çalışalım” dedi.

ASGARİ ÜCRET YORUMU
Merkez Bankası Başkanı, asgari ücret tartışmalarına yönelik kendisinden yorum istenmesi üzerine, “Asgari ücretle ilgili en iyisi ben hiçbir şey söylememeyim, Bizim görevimiz ekonomik etkileri azaltmak için gerekli önlemleri almak” dedi.

ENFLASYON YÜZDE 7’NİN ÜZERİNDE OLMAMALI
Merkez Bankası Başkanı, enflasyonun yüzde 7’nin üzerinde olmaması gerektiğini belirtti ve “Enflasyon bu ay yüzde 7’nin altına gelebilir ama devam etmesi lazım. Bunun için kollektif bir gayret gerekiyor” dedi.

PARA POLİTİKASI KORUNACAK
MB Başkanı, önümüzdeki dönemdeki para politikasına yönelik de konuştu ve şöyle dedi:

“Şu aşamada, para politikasında mevcut çerçevenin korunmasına karar verdik, ancak şartlar değişirse bunu gözden geçirebiliriz”

TEKNİK ÇALIŞMA AÇIKLAMASI
Başçı, Ağustos ayında Fed’in faiz artışına yönelik Merkez Bankası’nın atacağı adımlara yönelik teknik bir rapor sunacaklarını belirtti.

MB Başkanı konuyla ilgili olarak, “Teknik bir çalışma istedik, bu sıkılaştırıcı ya da genişleyici bir çalışma değil, tek bir faizle mevcut para politikamızı devam ettirseydik, bu faiz ne olurdu çalışmasıdır” açıklamasını yaptı.

Başçı’nın açıklamalarından önemli satır başları şöyle:

-Gelişmiş ülkelerde iyileşme yavaşladı, Avrupa ekonomisinde toparlanma işaretleri geliyor.

-İkinci çeyrekte küresel piyasalardaki oynaklığın etkisi Türkiye ekonomisinde de gözlendi.

-Yılın ikinci çeyreğinde temkinli para politikası politikasını sürdürdük; sıkı likidite politikasına devam ettik.

-Önümüzdeki dönemde enflasyon görünümünde belirgin iyileşmeye kadar getiri eğrisini yatay tutarak para politikasında temkinli duruş sergileyeceğiz.

-Önümüzdeki dönemde küresel para politikalarının normalleşmesinden sonra sözlü yönlendirme ile uzun vadeli faizlerin kalıcı düşeceğini değerlendiriyoruz.

“GENİŞ FAİZ KORİDORUNA İHTİYAÇ AZALABİLİR”
-Buna bağlı olarak Türkiye’de geniş faiz koridoruna olan ihtiyaç kademeli olarak azalabilir.

“FED’DEN KİMSE ENDİŞELENMEMELİ”
-Faiz politikasının operasyonel çerçevesini kademeli olarak sadeleştirmeyi değerlendirebiliriz. ABD Merkez Bankası Fed, faiz oranlarını artırırsa, Türk bankalarına ödenen zorunlu karşılık faizlerini Fed faizleri seviyesine yükselteceğiz.

-Eylül ayında Fed’den gelebilecek faiz artışı konusunda, kimse endişelenmemeli

-Döviz likiditesinde dengeleyici, finansal sektörde destekleyici, TL’de sıkı politika izleyeceğiz

-Döviz kurunun gecikmeli yansıması enflasyon görünümündeki iyileşmeyi geciktiriyor.

-Enflasyonun orta vadede hedefe ulaşacağını öngörüyoruz

-Türkiye ekonomisi ılımlı büyümeye devam ediyor

-Avrupa Birliği’ne ihracat artıyor ancak jeopolitik gelişmelerin ihracata etkisini izliyoruz.

-OVP’nin bir miktar altında ancak artı bir büyüme ile yılı tamamlarız

-Yılın 2. yarısında ılımlı büyüme eğilimi sürecek; talep koşulları enflasyona katkı verecek; cari dengedeki iyileşme sürecek ama dış talep koşullar iyileşmeyi sınırlayacak.

 

 

Evleri bitirdi sıra metroda

Konut, ofis, otel ve eğlence parkını bir araya getiren ve 1.5 milyon metrekare alana yayılan projede konut bölgesi tamamlandı.  3 bin 531 konutluk ilk etapta 3 bin 45 evin satıldığını belirten Artaş İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Çetinsaya, günde 70-80 ev teslim ettiklerini dile getirdi. Projenin konut bölgesi için 800 milyon dolar yatırım yapıldığını söyleyen Çetinsaya, “Ev alanların rahat ulaşımı için bulvar çalışması ve yol genişletme çalışması yapıyoruz. 2018 sonunda ya da 2019’da bölgeye gelecek metronun bir durağı da projemizde olacak. İstanbul Büyükşehir Belediyesi durağı bizim yapmamızı istedi. 30 milyon liralık teminat mektubunu verdik” dedi.

61 BLOK VAR

İnşaat hızına dikkat çeken Mesa Yönetim Kurulu Başkanı Erhan Boysanoğlu, söz verdikleri gibi 24 ayda inşaatı bitirdiklerini ifade etti. Projenin konut bölgesinin 333 bin metrekarelik alanda inşa edildiğini belirten Kantur-Akdaş Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kantur, “Konut bölgesinde 61 blok var. Projenin en önemli avantajı arsa büyüklüğü. Çevremizden bağımsız bir yaşam alanı oluşturduk”dedi. Arazisinin yüzde 84’ü yeşile ayrıldığını belirten Kantur, projede 285 bin metrekarelik peyzaj alanı yer aldığını söyledi. Projede, beş açık ve bir kapalı yüzme havuzu, spor salonu, kapalı ve açık çeşitli spor ve aktivite alanları, oyun parkları ve yürüyüş alanları yer alıyor. Projedeki TED Atakent Koleji ve Bilfen Anaokulu’nun önümüzdeki yıl hizmet açılması bekleniyor.  Projenin inşaatında 3 bin 500’dan fazla kişinin görev aldığını belirten Tema İstanbul Genel Müdürü Mesut Arslan, “2 yıl önce evleri metrekaresi 3 bin 65 liradan satışa sunmuştuk. Şimdi metrekaresi 5 bin lirayı aştı. Bu rakamın 7 bin -7 bin 500 lirayı bulmasını bekliyoruz” dedi.

 



 

4G ihalesi için yerlilik oranı artan yeni şartname yayınlandı

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5G’yi konuşuyor. 4G ile zaman kaybetmemize gerek yok. 3G’de 2 yıl daha sabredersek, 5G’ye geçeriz. Aksi takdirde 4G’ye geçersek Türkiye çöplük haline döner” sözlerinden sonra 26 Ağustos’a ertelenen yeni iletişim teknolojisi 4G frekans ihalesi için yeni şartname yayınlandı. Bu kez Resmi Gazete yerine mobil iletişim operatörlerine bizzat dağıtılan 4G frekans ihalesi şartnamesinde en çok dikkat çeken nokta ise yerlilik oranının arttırılması oldu. Uluslararası Mobil Telekomünikasyon (IMT) hizmet ve altyapılarına ilişkin mobil elektronik haberleşme şebekesinin kurulması, geliştirilmesi, işletilmesi ve şebekenin yetkilendirme’ ihalesinin yeni şartnamesinde yer alan bilgilere göre yeni mobil iletişim teknolojisinin altyapısında ilk yıl en az yüzde 30 yerlilik oranı aranıyor. Bu oran ikinci yıl yüzde 40, üçüncü yıl yüzde 45 olacak. Bu da yaklaşık 3 milyar Euro’luk asgari bedele sahip olan 4G teknolojisini kullanacak olan mobil iletişim operatörlerinin taktik değiştirmesini sağlayacak. Yerli üreticiler ise yeni ihalede bu kez şanlı olan taraf olacak.

AR-GE ŞARTI

Dün yayınlanan ihale şartnamesinde farklı olan noktalardan bir diğeri ise Ar-Ge. Bir önceki şartnameye göre mobil iletişim operatörlerinin 4G altyapısında daha fazla yerli Ar-Ge kullanması isteniyor. Böylece Türkiye’deki Ar-Ge istihdamının arttırılması ve 4G teknolojisinin daha fazla yerlileştirilmesi öncelikli olarak hedefleniyor. Türkiye’de şu anda olan 183 Mhz olarak bulunan toplam bant genişliği ihale sonrasında 574 Mhz seviyesine kadar çıkacak. Bu da önümüzdeki dönemlerde yaşanacak veri sıkışmasının önününe geçilmesini sağlayacak. 4G ihalesi ile fiber altyapı yatırımlarının da artması bekleniyor. 4G’nin 1 Nisan 2016’dan itibaren kullanılması planlanıyor.

Muhalefet isyan etti: O vekile 5 yılda 78 ihale

AKP’de uzun yıllar MKYK üyeliği yapan, 7 Haziran seçimlerinde de Samsun’dan milletvekili seçilen Çiğdem Karaaslan’ın şirketinin, son beş yılda 78 Gençlik merkezi ve il kentsel dönüşüm projesi ihalesi aldığı ortaya çıktı.

AKP’de MKYK üyesi iken, Gençlik’ten sorumlu olan Karaaslan’ın şirketinin aldığı ihalelerden büyük bölümünün Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan olmasına, CHP ve MHP tepki gösterdi.

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, AKP’nin iktidarı süresince “adrese teslim ihaleler” yaptığını vurgulayarak, “AKP’nin özellikle özel projelerde ve kentsel dönüşüm alanlarıyla ilgili dönüşümlerde, kendi yandışlarının nasıl kayırdığının tipik bir örneğidir” dedi.

MHP Grup Başkan Vekili Oktay Vural da, konunun araştırılması için soru önergesi vereceklerini vurgulayarak, “balık baştan kokar” tepkisini gösterdi. Vural, “Cumhurbaşkanı bu milletvekiline devlet nişanı versin. Kendisi, Şehircilik Bakanı yapılsın” dedi. 

5 YILDA, YASSIADA DAHİL 78 İHALE ALMIŞ
Cumhuriyet Gazetesi’nin bugünkü haberine göre, AKP’nin gençlik örgütlenmesinden sorumlu MYK üyesi Karaaslan’ın, eşi Dinç Karaaslan’la birlikte sahibi olduğu Arme Concept’e Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan şu zamana kadar 78 gençlik merkezinin proje çizimleri verildi.

Öte yandan firma, İzmir, Mersin, Diyarbakır, Eskişehir, Adana, Trabzon, Ordu, Erciş, Edirne, Burdur, Bursa-Yıldırım kentsel dönüşüm alanlarının proje çizimlerini üstlendi. Bunların yanında 2011 yılında Diyarbakır’da Dicle Vadisi Kırklar Tepesi Rekreasyon Alanı İmar Planı Kentsel Tasarım ve Peyzaj Uygulama Projesi 1 milyon 695 bin +KDV bedelle çifte verilen projelerden.

CHP’Lİ GÖK: “ADRESE TESLİM İHALE…”

CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, AKP’nin özellikle özel projelerde ve kentsel dönüşüm alanlarıyla ilgili dönüşümlerde, kendi yandaşlarını kayırdığını belirterek, “Bu da, AKP’nin kendi yandaşlarını nasıl kayırdığının çok tipik bir örneğidir” dedi. Gök, şöyle konuştu;

“Adrese teslim ihaleler ve sözleşmelerle, kendi yandaşlarını palazlandırmakta ve devletin kaynaklarını peşkeş çekmektedir.

Bu da bunun çok açık bir örneği olup, AKP’nin siyasi ahlak yönünden hangi aşamada olduğunu gösteren önemli bir örnektir.”

MHP’Lİ VURAL: “BALIK BAŞTAN KOKAR”

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AKP Samsun Milletvekili Çiğdem Karaslan’ın dünya mimarlık ödülüne aday gösterilmesini, TBMM’nin ‘üstün hizmet ödülü’ vermesini; Cumhurbaşkanı’nın da devlet nişanı takmasını önerdi. Vural, “Madem genç yaşta bu kadar başarılı o zaman kendisine en üst düzeyde ödül verilsin. İhaleleri veren Gençlik Spor Bakanları da Samsunlu, Karaaslan da Samsunlu. Sanırım bu bir ‘ilahi’ tesadüf” dedi.

Çiğdem Karaaslan’ın, 5 yılda 78 gençlik merkezi ve kentsel dönüşüm projelendirme işi almasını değerlendiren Vural, şöyle konuştu:

“Yeni hükümette Karaaslan, Çevre ve Şehircilik Bakanı yapılsın. Suyun başında olmasında fayda var. Olacak şey mi? Tüm bunlar trajikomik. Gençlik ve Spor Bakanlığı yapan son iki bakan da Samsunlu. Bu ilahi tesadüf olabilir mi? Tarla da onlardan, taş da onlardan, kuş da onlardan. Yandaşlar ve candaşlar birbirlerini ağırlıyor. Bal tutanlar hamuduyla götürmüşler. MHP olarak konuyu Meclise taşıyacağız. Bakanın yanıtlaması istemiyle soru önergesi vereceğiz. Bu ihalelerin hangi kriterlere göre verildiğini, bu firmanın neden tercih edildiğini  soracağız. Ama sonuçta gerçek şu ki ‘balık baştan kokar.”

 

Pastırmada gurbetçi rekoru

Türkiye’nin pastırma ve sucuk üretim merkezi Kayseri’de, gurbetçilerin gelmesiyle satışlarda da hareketlilik yaşanıyor.

Kayseri Ticaret Borsası Başkanı Şaban Ünlü, pastırma ve sucuk esnafının yaz döneminde gurbetçiler geldikten sonra satış yapmaya başladığını, onlardan önceki dönemin “ölü” sezon olarak geçtiğini söyledi.

Yaz sıcağında Türkiye genelinde yerli halkın pastırma ve sucuk tüketmediğini, havaların biraz daha serinlemeye başladığı dönemlerde ülke genelindeki satışlarda artış yaşandığını dile getiren Ünlü, “Esnaf, yaz dönemindeki durgunluğu gurbetçilerle atıyor. Şu anda satışlarımızda haziran ayı ve öncesine göre yüzde 20 civarında artış var. Bu artış, eylülün 15’ine kadar devam eder” dedi.

Ünlü, gurbetçi vatandaşların hem Türkiye’ye geldiklerinde, hem de yaşadıkları ülkelere dönerken pastırma ve sucuk aldıklarını belirterek, “Bu da eylülün ilk yarısına kadar satışların hareketli geçmesini sağlıyor. Gurbetçiler özellikle yaşadıkları ülkelere dönerken hem kendileri için hem de oradaki tanıdıklarına ikram etmek için fazlaca pastırma sucuk alıyor. Bu da yine satışları yüzde 15-20 artırıyor. Gurbetçiler hem geldiklerinde hem de giderken pastırma sucuk esnafının yüzünü güldürüyor. Esnaf gurbetçiler sayesinde rahat bir yaz dönemi geçiriyor” diye konuştu.

Gurbetçilerin sadece pastırma sucuk esnafına değil, tüm sektöre katkı sağladığına dikkati çeken Ünlü, “Mesela gelinlikçiden gelinlik alıyor. Gelinlikçi esnafının da eline para geçince kendisi tüketmek için veya hediyelik olarak pastırma sucuk alıyor. Doğrudan katkının yanı sıra dolaylı olarak da satışlara katkı sağlamış oluyorlar” ifadelerini kullandı.

PASTIRMA VE SUCUĞA ZAM YOK
Ete gelen zamlara rağmen pastırma ve sucuğa zam yapmama konusunda direndiklerini belirten Ünlü, üreticinin zararına mal sattığını ancak satışların tamamen durmaması için zam yapılmadığını söyledi.

Ünlü, sıra pastırmanın kilogramının toptan 55, perakende satış fiyatının 70, en iyi pastırma olarak bilinen sırt pastırmanın ise toptan satışının 65, perakende satışının 85 lira olduğunu kaydetti. Ünlü, yüzde 100 dana sucuğunun toptan satışının 32-35, perakende satışının 40-45 lira arasında değiştiğini ifade etti.


Fiyatların yaklaşık 6 aydır değişmediğini, bu süre içerisinde ete ise yüzde 20 oranında zam geldiğini aktaran Ünlü, “Yaz sezonu boyunca pastırma ve sucuğa zam yapmayacağız. Üretici ve tüketici ete gelen zamlar karşısındaki zararını çok satış yaparak karşılamaya çalışıyor” dedi.

İron Demir’in sahipleri yüklü bir borçla ortadan kayboldu

İstanbul Anadolu Adliyesi’nde bugünlerde bir çok alacaklı avukatının ihtiyati haciz kararı aldırdıkları firma İron Demir San. Ve Konstrüksiyon İmalatı Tic. A.Ş. ve şirket sahipleri Cengiz-Engin Yıldırım kardeşler.

Mahkemelerdeki dava dosyalarından edinilen bilgilere göre ilk ihtiyati haciz başvuruları 26 Haziran’da yapılmaya başlandı. Zira anılan gün şirketin verdiği çeklerin de karşılıksız çıktığı gün olarak kayıtlara geçti.

ÇEKLE ALINAN DAİRE ÜZERİNE KREDİ

Edinilen bilgilere göre demir-çelik sektöründe 6 yıl önce küçük bir atölyede faaliyet göstermeye başlayan İron Demir’in sahibi Yıldırım kardeşler son zamanlarda şöyle bir yöntem geliştirdi. Yıldırım kardeşler, gayrimenkul pazarlaması yapan ya da kendisine ait gayrimenkulleri bulunan inşaat firmaları ile masaya oturdu. Satın alınan yüzlerce gayrimenkul için ödeme çek yolu ile yapıldı. Satın alınan gayrimenkul bankaya ipotek olarak gösterilerek yüklü krediler çekildi. Ancak ödeme günü gelen çeklerin karşılıksız çıkması ile de kriz ortaya çıktı.

ALACAKLILAR SIRAYA GİRDİ

İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri ve icra müdürlüklerinde bulunan dosya alacaklıları arasında bankalar, inşaat şirketleri, demir çelik firmaları ve gayrimenkul satışı yapan isimlerin oldukları görüldü. Merkezi Karabük’te bulunan Yolbulan Demir A.Ş., Kocaer Haddecilik A.Ş., İlci İnşaat-Özgün İnşaat A.Ş. ortaklığı, Türkcan Yapı Madencilik, Bursa Kaynak Makine ve İsmail Demirtaş Beton gibi bir dizi şirket ve kişinin ihtiyati haciz kararları aldıkları görüldü.

FABRİKANIN KAPISINA KİLİT

Alacaklılar bir yandan yasal takip süreçlerini başlatırken diğer yandan şirket sahipleri ile temasa geçmeye çalıştı. Ancak Gebze’deki fabrikası kapatılan İron Demir’in Kadıköy Kozyatağı’ndaki genel merkez binasında ise bir kaç çalışan dışında kimseye ulaşılamadı. İron Demir’in Samsun Çarşamba’da bulunan iki fabrikasının ise başka kişilere devredildiği iddia edildi. İron Demir’e yakın kaynaklardan biri şirket sahiplerinin 20 gün kadar önce yurtdışına çıktıklarını öne sürdü.

ŞİRKET AVUKATI: BORÇLAR ÖDENECEK

Telefonla ulaştığımız İron Demir’in avukatı Mehmet Can Erdündar ise “Müvekkillerin kimseyi dolandırma amacı yok. Var olan tüm borçları ödeme niyetindeler. Ticari bir sıkıntı yaşandı; sorun çözülmeye çalışılıyor” dedi. Av. Erdündar, Yıldırım kardeşler ile doğrudan temas kurup kuramadığı yönündeki soruya ise “Doğrudan kendileri ile görüşmem gerekmiyor” şeklinde yanıtladı. Şirketin piyasaya olan borcu konusunda ise muhtelif rakamlar söz konusu. Alacaklı bir bankanın avukatı borç miktarının 250 milyon TL olduğunu tahmin ettiklerini kaydetti. İron Demir’in avukatı ise borç miktarı konusunda net bir yanıt veremeyeceğini aktardı.

KÜÇÜK BİR ATÖLYEDE KURULDU

2008 yılında İstanbul Tuzla’da 200 metrekarelik bir atölyede kurulan İron Demir, Kadıköy – Kartal Metro İnşaatı Tünel destekleme elemanları imalatlarını yaptı. Şirket zamanla işlerini büyüttü yeni yatırımlar yaptı. Metro inşaatları yanı sıra, 3. Köprü bağlantı yolları, baraj, tünel projeleri için gerekli üretimleri yaptı. İron Demir’in sahipleri Cengiz ve Engin Yıldırım kardeşler bu yılın başına kadar Çarşambaspor Kulübünde de yöneticilik yaptı. Şirket ortaklarından Engin Yıldırım, İnternette çektiği esprili kısa videoları ile de tanınıyor.

dgokce@hurriyet.com.tr

Sahte polise inanmış gibi yapıp, poşete para yerine su şişesi koydu

İlginç dolandırıcılık olayı, Karacabey’de meydana geldi. Abdullahpaşa mahallesinde ikamet eden E.A.’ı cep telefonundan arayan kimliği belirsiz bir kişi, polis olduğunu belirterek, “Adınıza bankadan kredi çekilmiş, kuyumcudan altın alınmış. Yapacağımız operasyonla adınıza bu işlemleri yapanları yakalayacağız.” dedi. Anlatılanlar karşısında ikna olan E.A., banka şubesine giderek 10 bin lira kredi çekti. Telefonu sürekli açık tutan sahte polis, “Parayı poşete koyup, söylediğimiz yere bırak.” dedi. Bu esnada dolandırılmak üzere olduğunu anlayan E.A., polisin ‘sahte mi, gerçek mi’ olup olmadığını belirlemek için ilginç bir yönteme başvurdu. Poşete 10 bin lira yerine su şişesi bırakan E.A., bir süre sonra telefonla arayan sahte polisin ‘poşette para yok’ demesiyle dolandırılmak istendiğinden emin olunca polis merkezinin yolunu tuttu.

Karacabey İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde olayla ilgili ifade veren E.A., olayı gerçekleştirilmek isteyenlerin 35 plakalı bir araçla ilçeden ayrıldığını söylemesi üzerine Emniyet birimleri mobese kameralarını incelemeye aldı. Bankadan çekilen 10 bin lira yerine su şişesi konulan poşeti alan kişinin M.S. olduğu tespit edildi. Cumhuriyet Savcılığı, M.S. ve suç ortaklarının yakalanması için soruşturma başlattı. Olayla ilgili yaşadıklarını anlatan E.A., ise vatandaşlara benzer durumlarda uyanık olmalarını tavsiye etti.

Gemlik Hamidiye mahallesinde meydana gelen bir başka dolandırıcılık olayında ise Z.B.’yi telefonla arayan kimliği belirsiz kişi, “Sigorta şirketlerine kaptırdığınız paranızın yasal faiziyle birlikte 7 bin lira olarak geri alabiliriz.” dedi. Avukatlık şirketinden aradığını söyleyen telefondaki kişinin yönlendirmesiyle sözde masraflar için verilen hesap numarasına 420 lira para yatırdığını belirten Z.B., dolandırıldığını söyleyerek polis merkezine müracaat etti.

SAHTE POLİSE KANINCA 4 BİN 500 LİRADAN OLDU
Öte yandan İznik Polis Merkezi Amirliği’ne başvuran M.T. isimli vatandaş, telefonla kendisini arayarak polis olduğunu söyleyen meçhul kişi tarafından 4 bin 500 lira dolandırıldığını öne sürdü. Selçuk mahallesinde ikamet ettiğini belirten M.T., polis merkezinde verdiği ifadesinde, “Polis olduğunu belirten kişi, banka hesabımın ele geçirildiğini, hesabın kurtarılması için verilen hesap numarasına para yatırmam gerektiğini kaydetti. Bunun üzerine verilen hesaba 4 bin 500 lira yatırdım. Sözde polis, yeniden para isteyince dolandırıldığımı anlayınca polis merkezine geldim.” dedi. Olayla ilgili Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlattı.


Türkiye’nin balık stokları

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı 2014 yılı su ürünleri istatistiklerinden derlediği bilgiye göre, Türkiye’nin denizlerden elde ettiği balık miktarı 2005 yılındaki 334 bin 248 ton seviyesinden yüzde 30 düşüşle geçen yıl 231 bin tona geriledi. En fazla avlanan türler arasında yer alan hamsi, sardalya ve istavritte son 10 yılın en kötü sezonu yaşandı. Geçen yıl 96 bin 440 ton hamsi, 18 bin 77 ton sardalya ve 12 bin 213 istavritin avlanırken en çarpıcı düşüşler dip balıklarında görüldü.

Dip balıkları “dip” yaptı
Buna göre 10 yıl önce 10 bin 560 ton avlanan kefal, geçen yıl bin 721 tona, 4 bin 100 ton avlanan bakalorya 642 tona, 2 bin 825 ton avlanan barbunya bin 426 tona, 505 ton avlanan akya 173 tona, bin 215 ton olan çipura 606 tona,
bin 190 ton avlanan dil balığı 417 tona, 649 ton avlanan kalkan 197 tona, 581 ton olan levrek 110 tona düştü.

Lüferde ise 2005 yılında 18 bin tondan 2011’de 3 bin 122 tona kadar gerileyen av miktarı, yeniden artışa geçerek geçen yıl 8 bin 386 tona ulaştı. Avında artış yaşanan başlıca türler ise çaça, mezgit, tekir ve tırsi balıkları oldu.

“Birçok tür için tehlike sınırındayız”
ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ali Cemal Gücü, çok fazla sayıda tekneye sahip Türkiye’nin yüksek avlanma kapasitesine sahip olduğunu, bunun da balık stokları üzerinde baskı yarattığını belirtti. Gücü, alınan önlemlere rağmen bir çok türünün popülasyonunda gerilemelerin devam ettiğini belirtti.

Hamsi, palamut, sardalya, istavrit gibi sürü balıklarında av miktarının iklimsel değişiklere göre dalgalı bir seyrin izlediğini, bu türlerdeki gerilemelerin kritik seviyede olmadığını anlatan Gücü, geçen yıl hamsideki gerilemenin de deniz suyu sıcaklığıyla ilgili olduğunu söyledi.

Geçen yıl sonbahar aylarında yaptıkları tespitlerde Karadeniz’in güneyinde 300 bin ton hamsi tespit etmelerine rağmen deniz suyu sıcaklığındaki değişim nedeniyle bu balıkların Gürcistan sularına doğru gittiğini anlatan Gücü, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sürü balıklarında iklim koşulları uygun giderse yüksek miktarda balık avlanabiliyor. Bu türlerde av miktarındaki gerileme balıkçılığı çökertecek seviyede değil, burada ancak kardan zarar ediyoruz. Yani avcılıktaki gücümüzü kontrol altında tutsak eskisi gibi 1 milyon tonlara ulaşmak mümkün. Bu balık türlerinde korkacak bir şey yok. Ancak dip balıkları çok daha hassas konumda. Bulundukları bölgede kalıcı olan ve sürü balıklarına göre daha uzun süreli üreme dönemlerine sahip dip balıkları kendilerini çok kolay toparlayamıyor. Bu balıklar üzerindeki balıkçılık baskısı daha net görülebiliyor. Hamsi doğduğu yıl yumurta bırakabilirken kalkan ancak 3-4 yaşına kadar yumurta bırakamıyor. Pek çok balık türünde tehlike çanlarının çalmaya başladığı sınırdayız. Aşırı avcılık nedeniyle balıklar, geleceklerini garanti edecek kadar yumurta bırakamıyor.”


“Kalkanın nesli tükeniyor”
Popülasyonu hızla gerileyen balıklar içinde kalkanın durumunun çok trajik olduğuna dikkati çeken Gücü, kalkanın artık avlanmasının yasaklanması ve korunma altına alınması gereken bir tür haline geldiğini, bunun için Romanya ve Ukrayna’nin da dahil olacağı uluslararası bir projenin yürütülmesinin şart olduğunu söyledi.

Balık popülasyonundaki gerilemenin önüne geçebilmek için Türkiye’nin çeşitli önlemler aldığını anlatan Doç. Dr. Gücü, diğer Akdeniz ülkelerine göre daha uzun dönemi kapsayan av yasağı uygulandığını, avlanma gücünün azaltılması için balıkçı teknelerinin devlet tarafından satın alındığını, balıklara boy sınırlaması getirildiğine işaret etti.

Atılan adımlar sonucu durumun geçmişe göre daha fazla kontrol altında gözüktüğünü ifade eden Gücü, yasak avlanmayla daha iyi mücadele edilmesi gerektiğini de sözlerine ekledi.

“Yeni yasa şart”

Su Ürünleri Kooperatifleri Merkez Birliği Başkanı Ramazan Özkaya da balık popülasyonunun azalmasından sadece balıkçı teknelerinin değil amatör avcılık faaliyetlerinin de sorumlu olduğunu savundu.


Özellikle ekonomik değeri yüksek olan dip balıklarının olta ve zıpkınla yoğun olarak avlandığına işaret eden Özkaya, “Hamsi bir yılda büyüyüp pazara giriyor ama örneğin bir laos 5 yılda ekonomik büyüklüğe ulaşıyor. Gece dalışı yapan zıpkıncılar belirledikleri yuvaları bir tek balık kalmayana kadar kurutuyor. Amatör balıkçıların dip balıklarına verdiği zarar, teknelerden çok daha fazladır” dedi.

Özkaya, su ürünleri avcılığını düzenleyen 1380 sayılı Kanun’un baştan sona yenilenmesi için çalışma yürütüldüğünü, yeni tasarıda aşırı avcılığının önüne geçebilmek için Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na daha fazla yetki verildiğini ancak yasanın bir türlü çıkarılamadığını söyledi.


Yeni tasarıyla balıkçı teknelerinin uydu üzerinden izlenmesi, yasak avlanan tekneye balıkçılıktan men cezası getirilmesi gibi düzenlemelerin öngörüldüğünü anlatan Özkaya, “Ava kota getirilmeden, yasak avlanana ağır cezalar vermeden bu sorun çözülmez. Yeni yasa bu konularda Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’ne geniş yetkiler tanıyor. Umarız bir an önce yasalaşır” değerlendirmesinde bulundu.